Avrupa · Anadolu · Bursa
TÜRSAB Belge No: 17721
Yeni Turlarımızdan Haberiniz Var Mı?
Whatsapp hattımızdan bizlere ulaşarak veya bizleri arayarak hemen bizimle iletişime geçebilirsin. Sana en Uygun umre fırsatlarını birlikte inceleyelim.

Umre, hac mevsimine bağlı olmayan ve ihramla başlayan bir ibadettir: Kâbe yedi şavt tavaf edilir, ardından Safâ ile Merve tepeleri arasında yedi kez gidip gelinir ve tıraş olunarak ihramdan çıkılır. Hanefî ve Mâlikî mezheplerinde ömürde bir kez yapılması müekked sünnettir, Şâfiî ve Hanbelîlerde farzdır. Kısaca dört adımdır: ihram, tavaf, sa’y ve tıraş.
Bu rehber umrenin ne olduğunu, hükmünü ve baştan sona nasıl yapıldığını tek akışta anlatır. Her adımın kısa özeti sayfada yer alır; ayrıntısı için ilgili rehbere bağlantı verdik. Hükümler TDV İslâm Ansiklopedisi’ne ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anlatımına dayanır; Türkiye’de uygulanan Hanefî görüşü esas alınmış, diğer mezheplerin ayrıldığı yerler ayrıca belirtilmiştir.
Umre sözlükte “ziyaret”, “Kâbe’yi ziyaret” ve “imar etmek, canlı tutmak” anlamlarına gelir. Umreyi yerine getirmeye i’timâr, bunu yapan kişiye mu’temir denir. Kur’an-ı Kerîm’de kelime aynı âyet içinde iki kez geçer: “Hac ve umreyi Allah için tamamlayınız” (el-Bakara 2/196). Fiil biçimi ise Safâ ile Merve’yi anlatan el-Bakara 2/158’de yer alır.
Fıkıhta umre, ihrama girerek Kâbe’yi tavaf etmek ve iki tepe arasında gidip gelmektir; sonunda tıraş olunup ihramdan çıkılır. Hac belirli ay ve günlere bağlıdır, umre ise yılın büyük bölümünde yapılabilir. Arafat ve Müzdelife vakfeleri, Mina’da geceleme ve şeytan taşlama yalnız hacda bulunur. Bu yüzden hacca “büyük hac”, umreye “küçük hac” denmiştir.
Arapçada kelimenin ilk harfi ayn’dır. Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük kelimeyi “umre” biçiminde verir; “ümre” yazımı sözlükte yer almaz. İngilizce kaynaklarda aynı ibadet çoğunlukla “umrah” diye geçer.
Cahiliye döneminde hac aylarında umre yapmak kötü bir davranış sayılırdı; İslâmiyet bu anlayışı kaldırdı. Hz. Peygamber hicretin 6. yılının Zilkade ayında umre için Medine’den yola çıktı, ancak Hudeybiye Antlaşması gereği ibadeti yapmadan döndü. Ertesi yıl Umretü’l-kazâ’yı, 8. yılda Huneyn dönüşü bir umreyi eda etti; bir umreyi de Veda haccıyla birlikte yaptı.
Kırân haccından sonra Hz. Peygamber’in Hz. Âişe’ye Ten’îm’den ayrıca bir umre yaptırdığı rivayet edilir. Ahmed b. Hanbel’den gelen bir görüşe göre bu olay, kırân haccıyla yapılan umrenin farz umre yerine geçmeyeceğine delildir; Hanbelîlerin çoğu ise bunu Hz. Âişe’nin gönlünü almak için yapılmış özel bir uygulama sayar. Ten’îm gibi Harem sınırı dışındaki noktalar bugün de Mekke’de bulunanların umre ihramı için gittiği yerlerdir.
Umrenin hükmü mezhepler arasında ayrışır ve en sık sorulan sorulardan biridir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki özet şöyledir: Hanefîlerin çoğuna ve Mâlikîlere göre ömürde bir kez umre yapmak müekked sünnettir; bazı Hanefîler umreyi bayram kurbanı gibi vâcip bir ibadet olarak görür. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin tercih ettiği görüşe göre ise hayatta bir kez umre yapmak farzdır.
Yükümlülüğün ne zaman yerine getirileceği konusunda da görüş ayrılığı vardır: Hanbelîlere göre şartlar oluştuğunda umre hemen yapılmalı, Şâfiîlere göre geciktirmek câizdir. Bu fark Türkiye’deki uygulamada çoğunlukla gündeme gelmez, çünkü Hanefî mezhebinde ömürde bir kez müekked sünnet olan bir ibadet söz konusudur.
Bu iki mezhep, el-Bakara 2/196’daki emri başlanan hac ve umrenin yarım bırakılmaması şeklinde yorumlar. Delilleri, umrenin vâcip olup olmadığı sorulduğunda Hz. Peygamber’in verdiği cevaptır: “Hayır, fakat umre yapmanız daha faziletlidir” (Tirmizî, Hac 88). Diyanet İşleri Başkanlığı da umreyi Hanefî ve Mâlikîlere göre müekked sünnet olarak aktarır.
Bu mezhepler aynı âyetteki emri umrenin farziyetine delil sayar. Ayrıca Hz. Âişe’nin “Kadınlara cihad gerekir mi?” sorusuna Hz. Peygamber’in “Evet, onlara içinde savaş bulunmayan bir cihad gereklidir: Hac ve umre” cevabını verdiği rivayete (İbn Mâce, Menâsik 8) dayanırlar. Türkiye’deki uygulama Hanefî olduğundan bu sayfada anlatım Hanefî görüşe göre ilerler.
Hüküm ne olursa olsun, imkânı olan Müslüman için umre teşvik edilen, sevabı büyük bir ibadettir. Mezhep farkı, ibadete duyulan isteği azaltmaz; yalnızca ihmal edildiğinde sorumluluğun derecesini belirler.
Umre dört temel işten oluşur ve bunlar belirli bir sırayla yapılır: önce umre niyetiyle ihrama girilir, ardından Kâbe tavaf edilir, sonra Safâ ile Merve arasında sa’y yapılır, en sonda saç kısaltılır ya da tıraş olunur. Tavaf ile sa’y arasındaki sıra Hanefîlere göre umrenin geçerliliği için şarttır; yani sa’y tavaftan önce yapılamaz. Aşağıdaki tablo adımları ve Hanefî mezhebindeki hükümlerini bir arada gösterir:
| Adım | Ne yapılır | Hanefî mezhebinde hükmü |
|---|---|---|
| İhram | Mikatta umre niyeti ve telbiye ile ibadete girilir | Şart |
| Tavaf | Kâbe’nin etrafında yedi şavt dönülür | Rükün; ilk dört şavt farz, kalan üç şavt vâcip |
| Sa’y | Safâ ile Merve arasında yedi şavt yapılır | Vâcip |
| Tıraş | Saç kısaltılır veya tıraş olunur, ihramdan çıkılır | Vâcip |
Tabloda görülen hüküm farkları, bir adımın unutulması ya da yanlış yapılması hâlinde ne gerektiğini belirler. Bu konu ayrı bölümde özetlenmiştir. Şimdi adımları sırayla, ibadeti ilk kez yapacak biri gibi ele alalım. Önemli adımlarda, konuyu derinlemesine işleyen rehberimize de bağlantı veriyoruz; böylece ihtiyaç duyduğunuz noktada ayrıntıya inebilirsiniz.
İhrama girmeden önce sünnete uygun olarak boy abdesti alınır, tırnaklar kesilip vücut temizliği yapılır, vücuda koku sürülür; elbiseye koku sürülmez. Erkekler dikişsiz iki parça örtüye, yani izar ve ridaya bürünür; kadınlar her zamanki tesettürlü kıyafetleriyle ihrama girer ve yüzlerini açık tutar. Ardından iki rek’at ihram namazı kılınır. Bu adımların tamamı ihram rehberimizde ayrıntısıyla anlatılır.
İhrama mikat denilen sınırda ya da hizasında girilir. Hz. Peygamber mikatları beş yer olarak belirlemiştir: Zülhuleyfe, Cuhfe, Zâtüırk, Karnülmenâzil ve Yelemlem. Türkiye’den önce Medine’ye giden gruplar çoğunlukla Zülhuleyfe’de, yani Ebyâr-ı Alî’de ihrama girer. Doğrudan Cidde’ye uçanlar ise genellikle havalimanında ya da uçuş sırasında mikat hizasında niyet eder; uygulamayı rehberinizden öğrenin.
Umre niyeti kalpten yapılır, dille söylenmesi de güzel görülür: “Allahım, umre yapmak istiyorum; bunu bana kolaylaştır ve benden kabul et.” Niyetin ardından telbiye getirilir: “Lebbeyk Allâhümme lebbeyk…” Hanefî mezhebine göre yalnız niyet yetmez; niyete telbiye ya da tesbih, tekbir gibi bir zikir eşlik etmelidir ve ihram bu ikisiyle başlar. Kadınlar telbiyeyi yüksek sesle söylemez. Metnin anlamı ve hükmü için telbiye nedir yazımıza bakabilirsiniz.
İhrama girmekle birlikte ihram yasakları da başlar. Dikişli elbise giymek, başı örtmek, koku sürmek, tırnak ve saç kesmek, avlanmak ve cinsel yakınlık bunların başında gelir. Hangi yasağın hangi cezayı gerektirdiğini ihram yasakları sayfasında anlattık. Telbiyeye Mekke’ye girip tavafa başlayıncaya kadar devam edilir.
Mekke’ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehaptır. Yerleşip dinlendikten sonra, hazır olduğunuzda abdest alıp Mescid-i Haram’a gidilir. Kâbe’yi ilk görünce tekbir ve tehlil getirip dua etmek sünnettir. Ardından umre tavafına niyet edilir. Niyetin ihramdan ayrı, tavafa özgü olduğunu hatırlamak, ilk kez gidenlerin kafasındaki karışıklığı azaltır.
Kalabalık dönemlerde tavaf yolu, Mescid-i Haram’ın o günkü düzenlemesine göre değişebilir; kafile rehberinizin gösterdiği güzergâhı izleyin. Önemli olan Kâbe’yi sol tarafınızda tutmak, Hacerülesved hizasını işaret olarak almak ve şavtları doğru saymaktır.
Tavaf, Hacerülesved hizasından başlanarak Kâbe sol tarafta kalacak biçimde yedi tur atmaktır; her tura şavt denir. Hacerülesved’e varınca selamlanır, mümkün olmazsa el ile işaret edilir ve telbiye bu noktada kesilir. Umre tavafı umrenin rüknüdür. Hanefîlere göre ilk dört şavt farz, kalan üç şavt vâciptir. Erkekler ilk üç şavtta sağ omuzlarını açık tutup hızlı yürür. Yapılışı ve duaları tavaf nedir rehberinde yer alıyor.
Tavaf biter bitmez, imkân varsa Makām-ı İbrâhim’in gerisinde, değilse Mescid-i Haram’ın uygun bir yerinde iki rek’at tavaf namazı kılınır. Ardından Zemzem içilir ve sa’ye geçmeden önce yeniden Hacerülesved’e dönülerek selam verilir. Hanefî mezhebinde tavaf namazı vâciptir. Bu kısa aralık, kalabalıkta gruptan ayrılmamak için de iyi bir toparlanma fırsatıdır.
Sa’yin şavtlarını peş peşe yapmak çoğunluğa göre sünnettir. Gücü yeten kişinin sa’yi yürüyerek yapması Hanefî ve Mâlikîlere göre vâcip, Şâfiî ve Hanbelîlere göre sünnettir. Tavaftan sonra yapılması ve Safâ’dan başlanması ise sa’yin geçerlilik şartıdır.
Sa’y Safâ tepesinden başlar ve Merve’de biter. Bir tepeden ötekine her varış bir şavt sayılır; yedinci şavt Merve’de tamamlanır. Safâ’ya çıkınca Kâbe’ye yönelinip tekbir, tehlil ve dua edilir; Merve’de de aynısı yapılır. Erkekler iki yeşil işaret arasında kısa adımlarla koşar gibi yürür. Tarihçesi ve yapılışı sa’y nedir sayfasında anlatılıyor.
Son şavt Merve’de bitince saç kısaltılır ya da tamamen tıraş edilir. Hanefîlere göre saçın en az dörtte biri kısaltılmalıdır; tamamını tıraş etmek daha faziletlidir. Kadınlar saçlarının ucundan bir miktar keser, tıraş olmaz. Bu işlemle ihram sona erer, yasaklar kalkar ve umre tamamlanmış olur. Mekke’den ayrılırken veda tavafı yapılması Hanefîlerde müstehaptır.
Umrenin hiçbir adımı için ezberlenmesi şart koşulan uzun bir dua yoktur. Niyet ve telbiye dışında tavafta, sa’yde ve Safâ ile Merve’de kişi kendi diliyle ve içinden geldiği gibi dua edebilir; tekbir, tehlil, salavat ve Kur’an tilaveti de tavaf sırasında yapılabilecek zikirlerdir. Mekke’ye girerken, Mescid-i Haram’a yaklaşırken ve Kâbe’yi ilk görünce okunan dualar rivayetlerde yer alır ve ezberlenmesi güzeldir.
Dua metinlerinin tamamını ezberleyemeyen kişi, anlamını bilerek kendi sözleriyle dua ederek de ibadetini eksiksiz yapar. Bir kağıda ya da kitapçığa bakarak okumakta da sakınca yoktur. Önemli olan duanın kalpten gelmesi ve şavt sayısının karıştırılmamasıdır.
Umre ibadeti baştan sona Mekke’de, Mescid-i Haram’ın sınırları içinde yapılır. Kâbe, tavaf alanı, Makām-ı İbrâhim, Zemzem ve Safâ ile Merve bu yapı topluluğunun içinde ya da hemen yanındadır. Bu nedenle bütün menâsik, aynı bölgede ve birbirine yürüme mesafesinde tamamlanır. Zemzem kuyusunun suyundan tavaftan sonra içilmesi, umre sırasında yapılan sevilen uygulamalardandır.
Kâbe’nin dört köşesinden doğudakinde Hacerülesved, güneydekinde Rüknülyemânî bulunur. Tavafın başlangıç ve bitiş noktası Hacerülesved’in hizasıdır, bu yüzden her şavtta bu köşe yeniden selamlanır. Kâbe’nin konumu ve bölümleri hakkında daha fazlasını sitemizdeki Kâbe rehberinde bulabilirsiniz.
Medine ziyareti umrenin bir parçası değildir; ayrı bir ziyarettir. Yine de Türkiye’den gidilen programların çoğu Mescid-i Nebevî’yi de kapsar ve Hz. Peygamber’in mescidinde namaz kılmak, yolculuğun manevi yönünü derinleştirir. Hangi şehirde kaç gün kalınacağı, organizasyonun kurgusuna bağlıdır.
Hanefî fıkhında umrenin farz sayılan iki unsuru ihram ve tavaftır; tavaf rükün, ihram ise şarttır. Sa’y ile tıraş vâcip sayılır. Diğer üç mezhepte sa’y da rükün kabul edilir, Şâfiîlerde tıraş da rükündür. Mezhep ayrımının ayrıntılı tablosu umrenin farzları rehberimizde bulunuyor; burada pratik sonuçları özetliyoruz.
Rüknü yani tavafı yapmadan ihramdan çıkılamaz; terk edilen rükün ilk fırsatta tamamlanmalıdır. Vâciplerden biri unutulursa umre geçersiz olmaz ama ceza kurbanı gerekir. Sünnetin terki ceza gerektirmez, yalnızca sevabından yoksun bırakır. Cinsel ilişki ise, Hanefîlere göre tavafın dört şavtı bitmeden olursa umreyi geçersiz kılar. Bu tür bir durumda bilgili bir din görevlisine veya Diyanet’in ilgili birimine danışılmalıdır.
Hanefî mezhebinde umrenin vâcipleri şunlardır: ihrama mikatta girmek, ihram yasaklarından sakınmak, tavafın son üç şavtı, tavaf namazı, sa’y ve tıraş. Bu vâciplerden biri terk edilirse umre geçerli kalır, ancak telafi için ceza kurbanı kesmek gerekir.
Türkiye’de yaşayan Müslümanların bir bölümü Şâfiî mezhebindendir. Bu mezhepte rükünler üç tanedir: ihram, tavaf, sa’y. Şâfiîlerde tıraş olmak ve sıraya uymak da rükün kabul edilir. Dolayısıyla Şâfiî kişi için sa’yin ya da tıraşın atlanması umreyi tamamlamaz. Kendi mezhebinizin ayrıntılarını ibadetten önce bir din görevlisinden öğrenmeniz yerinde olur.
İhramdan önce yıkanmak, vücuda koku sürmek ve iki rek’at namaz kılmak sünnettir. Tavafta Hacerülesved’i selamlamak, Rüknülyemânî’ye selam verip dua etmek ve erkeklerin ilk üç şavtta hızlı yürümesi de sünnetler arasındadır. Sa’yde niyet etmek ve yeşil işaretler arasında kısa adımlarla koşmak sünnettir. Bunlar terk edilirse ceza gerekmez, ancak ibadetin güzelliği eksilir.
Fıkıh kaynakları umrenin eda şeklini ikiye ayırır: tek başına yapılan umre ve hac ibadetiyle birlikte yapılan umre. İhrama girerken hangisine niyet edildiği ibadetin türünü belirler.
Hac aylarının dışında, hacdan sonra ya da hac aylarında yapılıp ardından hac yapılmayan umre bu gruba girer. İhrama yalnız umre niyetiyle girilir. Türkiye’den giden programların büyük bölümü bu türdendir.
Mekke’de ya da Harem bölgesinde bulunanlar için ihram yeri farklıdır: bu kişiler Hil bölgesine çıkıp Harem sınırından ihrama girer. Mikat sınırları dışından gelenler ise mikatta ya da hizasında ihrama girer.
Temettu’ haccında önce umre yapılıp ihramdan çıkılır, Arafat’a çıkarken hac için yeniden ihrama girilir. Kırân haccında umre ve hac aynı ihramla yapılır. Hanefîlere göre kırânda umre ve hac için ayrı ayrı tavaf ve sa’y gerekir.
Fıkhî tür değişmez, değişen yolculuğun kurgusudur. Rehber eşliğindeki bir programda ulaşım, konaklama ve ibadet sırası birlikte planlanır. Bireysel umrede ise vize, bilet, otel ve transfer kişinin kendisine aittir. Kendi başına gitmeyi düşünenlerin ayrıntılı adım listesi bireysel umre nasıl yapılır rehberinde yer alıyor.
Umre ile yükümlü olmanın (farz, vâcip ya da sünnet diyenler için) şartları, zaman dışında hac şartlarıyla aynıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi bunları şöyle sıralar:
Maddî imkâna sahip olmadığı hâlde umre yapan kişi farz yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Bulûğ çağına ermeden yapılan umre sahihtir, fakat farz yerine geçmez; kişi bulûğdan sonra umreyi tekrar yapar.
Kadınlar için eşin ya da mahrem bir akrabanın refakati şarttır; Şâfiîlere göre güvenli bir ortamda kadın grupları eş veya mahrem olmadan da farz umreyi eda edebilir. İhramdaki kıyafet, hayız hâlinde yapılacaklar ve saç kesme gibi konuları kadınlar için umre nasıl yapılır sayfasında bulabilirsiniz.
Hanefî ve Mâlikîlere göre gücü yeten kişinin tavaf ve sa’yi yürüyerek yapması vâciptir. Hastalık, yaş ya da engel sebebiyle yürüyemeyenler için kolaylık hükümleri vardır; bu durumda ibadetin nasıl yapılacağını rehberinize ve ilmihâl bilgisi olan bir din görevlisine danışın.
Hacda olduğu gibi umrede de başkası adına umre yapmak câiz görülmüştür. Hanefîlere göre bu umre câizdir, Mâlikîlere göre mekruh olmakla birlikte sahihtir. Şâfiî ve Hanbelîler, ölen veya gücü yetmeyen kişi adına umre yapılmasını câiz sayar.
Hac belirli günlere bağlıyken umre için sabit bir vakit yoktur. Hanefî mezhebi bu konuda bir istisna koyar: arefe ile Kurban Bayramı’nın ilk dört günü, yani beş gün boyunca umre tahrîmen mekruh sayılır. Çoğunluk ise hac ile meşgul olmayanın bu günlerde de umre yapabileceği görüşündedir. Bunun dışında yılın her gününde umreye gidilebilir.
Hac ayları olan Şevval, Zilkade ve Zilhicce’de umre yapmak Cahiliye döneminde kötü sayılırdı; İslâm bu anlayışı kaldırmıştır. Yine de Hz. Ömer ve bazı âlimler, umrenin hac aylarının dışında ayrı bir yolculukla yapılmasını daha faziletli görmüştür.
Ramazan ayında yapılan umre diğer zamanlardan efdal sayılır. Hz. Peygamber’in “Ramazanda umre hacca denktir” buyurduğu rivayet edilir (Buhârî, Umre 4; Müslim, Hac 221-222). Bu nedenle Ramazan programları erken dolar; yolculuk planı için umre kaç gün sürer sayfasındaki süre bilgisine göz atabilirsiniz.
Bir yılda birden fazla umre yapmak konusunda mezhepler ayrılır. Mâlikîlerin çoğu bunu mekruh görür, ancak yapılırsa umre sahihtir; delilleri Hz. Peygamber’in imkânı olduğu hâlde bir yılda iki umre yapmamasıdır. Diğer üç mezhebe göre ise umreyi sık yapmak mekruh değil, müstehaptır.
Cahiliye döneminde Receb ayında umre makbul sayılırdı. TDV İslâm Ansiklopedisi, Hz. Peygamber’in Receb’de umre yaptığına ve bu ayda yapılan umrenin faziletine dair rivayetlerin hatalı, zayıf ya da uydurma olduğunu bildirir. Haram aylara duyulan saygı sebebiyle Receb’de umreyi daha faziletli bulan âlimler de vardır; hüküm sebebiyle değil, kişinin imkânına göre zaman seçilir.
Hz. Peygamber, “Umre kendinden önceki umre ile arasındaki günahlara kefârettir” buyurmuştur (Buhârî, Umre 1; Müslim, Hac 437). Başka bir hadiste hacca ve umreye gidenlerin Allah’ın davetlileri sayıldığı, dua ettiklerinde icabet edildiği ve bağışlanma dilediklerinde bağışlandıkları bildirilir (İbn Mâce, Menâsik 5).
Bir diğer rivayette “Peş peşe hac ve umre yapın, çünkü bunlar fakirliği ve günahları giderir” buyrulur (Tirmizî, Hac 2). Hz. Peygamber’in “Hac cihad, umre ise tatavvu’dur” sözü de nâfile ibadet anlamıyla umrenin sünnet oluşuna delil getirilen rivayetlerdendir (İbn Mâce, Menâsik 44).
Umrenin manevi yönü kişinin kendi iç dünyasıyla sınırlı kalmaz, güçlü bir toplumsal boyut da taşır. Farklı ülkelerden gelen Müslümanların aynı mekânda aynı ibadeti yapması, umreyi bireysel bir ibadet olmanın ötesinde bir kardeşlik deneyimine de dönüştürür.
En temel fark zamandır: hac hicrî takvimde belirli gün ve aylarda yapılır, umre ise yıl boyu mümkündür. Hacda Arafat ve Müzdelife’de vakfe, Mina’da geceleme ve şeytan taşlama vardır, umrede bunlar yoktur. Hükümde de ayrılırlar: hac İslâm’ın şartlarındandır, umre ise çoğu mezhepte sünnettir.
İhram konusunda da önemli bir ayrım vardır: hac ihramında bulunan kişinin, o ihram sürdüğü müddetçe umre için ayrıca niyet etmesi sahih değildir. Umre ve hac aynı yolculukta birleştirildiğinde ise temettu’ veya kırân gibi hac çeşitleri devreye girer; bu durumda umre, haccın bir parçası gibi planlanır.
Ortak olan, ihram, tavaf, sa’y ve tıraş gibi fiillerdir; bunların sünnetleri her ikisinde aynıdır. Ölçülerin ve menâsikin tüm karşılaştırması umre ile hac arasındaki fark yazımızda.
İlk kez gidenlerin yaptığı hataların çoğu, ibadetin sırasını ve sınırlarını bilmemekten doğar. Aşağıdaki başlıkları yolculuktan önce gözden geçirmek, sonradan ceza ya da tekrar gerektiren durumların önüne geçer:
Bir hata fark edildiğinde kendi başınıza karar vermeyin. Kalabalıkta şavt sayısını karıştırmak ya da bir adımın sırasını şaşırmak olağandır; çözüm genellikle kafile rehberine ve yetkili din görevlisine hemen danışmaktır.
Yolculuktan önce ihram, tavaf ve sa’yin sırasını bir kez baştan okumak, ibadeti ilk kez yapanların en çok yararlandığı hazırlıktır. Pasaport, vize ve sağlık koşulları zamanla değiştiği için güncel şartları acentenizden ve resmî kaynaklardan teyit edin. Yolculuk öncesinde borç ve helalleşme gibi konuları da gözden geçirmek, kalbi rahat bir yolculuğa yardımcı olur. Kronik rahatsızlığı olanların seyahat öncesinde doktoruna danışması ve ilaçlarını yanında bulundurması da önemlidir.
Grupla gidenler için bir başka kolaylık, ibadetin her aşamasında yanlarında bir rehberin bulunmasıdır. Rehber şavt sayısını hatırlatır, sa’y ve tıraş zamanını bildirir, kalabalıkta gruptan ayrılmamayı kolaylaştırır. İlk kez gidenler için bu destek, ibadete odaklanmayı sağlar.
Hazırlığın ibadet tarafı da önemlidir. Ezberlenecek uzun dualar yoktur; niyet ve telbiyeyi öğrenmek, tavaf ve sa’yin yönünü kavramak yeterli bir başlangıçtır. Dua metinlerinin ve okunuşlarının tamamını tek tek ezberlemeye çalışmak yerine, gerektiğinde bakabileceğiniz bir kaynağı yanınızda bulundurmak daha pratiktir
İbadeti rehber eşliğinde yapmak isteyenler için süre, otel konumu ve program içeriğini birlikte değerlendirmek gerekir. RK Turizm’in güncel umre turlarını inceleyebilir, sorularınızı ekibimize iletebilirsiniz.
İbadet sırası, program içeriği ve yolculuk hazırlığı hakkındaki sorularınızı RK Turizm ekibine iletebilirsiniz.
📞 0212 706 17 06WhatsApp’tan Yaz