Avrupa · Anadolu · Bursa
TÜRSAB Belge No: 17721
Yeni Turlarımızdan Haberiniz Var Mı?
Whatsapp hattımızdan bizlere ulaşarak veya bizleri arayarak hemen bizimle iletişime geçebilirsin. Sana en Uygun umre fırsatlarını birlikte inceleyelim.

Hac, gücü yeten her Müslümana ömründe bir kez farz olan ve Zilhicce ayının belirli günlerinde ihramlı olarak Kâbe’yi, Arafat’ı, Müzdelife’yi ve Mina’yı ziyaret ederek yapılan ibadettir. İslâm’ın beş şartından biridir. Hanefî mezhebinde rükünleri Arafat vakfesi ile ziyaret tavafıdır; sa’y, şeytan taşlama ve tıraş vâciptir. Asıl menâsik 8-13 Zilhicce arasında tamamlanır.
Bu rehber haccı üç soru etrafında anlatır: hac nedir, ne zaman yapılır ve gün gün nasıl eda edilir? Haccın kalbini oluşturan Arafat vakfesi, şeytan taşlama ve hedy kurbanı ayrı bölümlerde ayrıntısıyla ele alındı. Hüküm cümlelerinin kaynağı TDV İslâm Ansiklopedisi ile Diyanet’in yayımladığı hac rehberleridir. Anlatım, ülkemizde yaygın olan Hanefî mezhebine göre ilerler; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî görüşün farklı olduğu yerler ayrıca not edildi.
Hac kelimesi Arapçada “gitmek, yönelmek, ziyaret etmek” anlamlarına gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin tanımına göre fıkıh terimi olarak hac, imkânı olan Müslümanın belirlenmiş zaman içinde Kâbe’yi, Arafat’ı, Müzdelife’yi ve Mina’yı ziyaret ederek belli dinî görevleri yerine getirmesidir. Bu ibadeti yapan kişiye Arapçada hâc, Türkçede hacı denir. Haccın bütün fiillerine birden menâsik adı verilir.
Hac yalnızca Mekke’deki Mescid-i Haram’da yapılan bir ibadet değildir. Tavaf ve sa’y Mekke’de, vakfeler Arafat ve Müzdelife’de, şeytan taşlama ve kurban ise Mina’da yerine getirilir. Bu dört mekânın konumu, birbirine uzaklığı ve tarihçesi hacda ziyaret edilen yerler rehberimizde ayrıca anlatılıyor.
Haccın kökeni Hz. İbrâhim’e dayanır. Kur’an-ı Kerîm, Kâbe’nin temellerini oğlu İsmâil ile yükselten Hz. İbrâhim’e insanları hacca çağırmasının emredildiğini bildirir (el-Hac 22/27). TDV’nin aktardığına göre Câhiliye döneminde de hac yapılıyordu, ancak ibadete putperest âdetler karışmıştı. Mekke’nin fethinden sonra bu unsurlar temizlendi; Hz. Peygamber hicretin 10. yılında Veda haccını yaparak menâsiki bizzat uygulayıp öğretti.
Kur’an-ı Kerîm, yoluna gücü yetenlerin Beytullah’ı haccetmesini Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkı olarak bildirir (Âl-i İmrân 3/97). Hz. Peygamber de haccı İslâm’ın beş şartı arasında saymıştır (Buhârî, Îmân 1). TDV İslâm Ansiklopedisi, gücü yeten kişinin hayatında bir defa hac yapmasının farz olduğunda bütün âlimlerin ittifak ettiğini ve haccın kitap, sünnet ve icmâ ile sabit en kuvvetli farzlardan biri olduğunu belirtir. İlk farz hacdan sonra yapılan haclar nâfiledir.
Haccın hangi yıl farz kılındığı tartışmalıdır; kaynaklarda hicretin 5. ile 10. yılları arasındaki tarihler geçer. TDV, Âl-i İmrân 3/97 âyetinin indiği 9. yıl görüşünü daha kuvvetli bulur. Hz. Peygamber farz olan haccını bir sonraki mevsimde, 10. yılda eda etmiştir.
Haccın bir kişiye farz olması için Müslüman, akıllı, bulûğa ermiş ve hür olması; yol masrafını ve geride bıraktığı ailesinin geçimini karşılayacak maddî imkâna, yolculuğa elverişli bir sağlığa sahip bulunması ve yolun güvenli olması gerekir. Bu şartların her birinin ne anlama geldiğini, bedel göndermeyi ve kadınlar için uygulamayı hac kimlere farzdır yazımızda ayrıntılı biçimde açıkladık.
Hanefî mezhebinde haccın üç farzı vardır: ihram, Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı. İhram şart, diğer ikisi rükün kabul edilir; vakfe zamanını kaçıran kişi o yıl haccı kaçırmış olur. Mâlikîler sa’yi de farz sayar, Şâfiîler bunlara tıraşı ve sıraya uymayı ekler. Sa’y, Müzdelife vakfesi, şeytan taşlama, tıraş ve Mekke dışından gelenler için veda tavafı ise Hanefîlere göre vâciptir; mazeretsiz terk edilen her vâcip kefâret gerektirir.
Namaz ve oruç gibi hac da belirli bir vakte bağlıdır. Umre yılın neredeyse her gününde yapılabilirken hac yalnızca hicrî takvimin belli günlerinde eda edilir. Hicrî yıl ay yılı olduğu için hac günlerinin miladî karşılığı her yıl öne kayar; bu nedenle hac dönemi bazen kışa, bazen yaza denk gelir.
Hac ayları hicrî takvimde art arda gelen Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır. TÜBİTAK Ansiklopedisi’nin de belirttiği gibi bu aylardan önce hac ibadetine başlanmaz. Temettu ve kırân haccında umrenin de hac aylarında yapılması gerekir; hac türlerinin farkını haccın çeşitleri sayfasında anlattık. Diyanet’in anlatımına göre Türkiye’den gidenlerin büyük çoğunluğu temettu haccı yapar.
Vakfe, tavaf, sa’y ve şeytan taşlama gibi temel menâsik Zilhicce ayının 8. ile 13. günleri arasında yapılır. 8 Zilhicce terviye günü, 9 Zilhicce arefe günüdür; 10 Zilhicce Kurban Bayramı’nın birinci günüdür. Bayramın 11, 12 ve 13 Zilhicce’ye denk gelen günlerine teşrik günleri denir. Bu günlerin miladî tarihini Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl Dinî Günler takviminde ilan eder.
Hac, birbirini izleyen günlerde ve belirli bir sırayla yapılan ibadetlerden oluşur. Aşağıdaki tablo, Türkiye’den gidenlerin çoğunun yaptığı temettu haccını esas alarak günlük akışı ve Hanefî mezhebindeki hükümleri gösterir:
| Gün | Nerede | Ne yapılır | Hanefî hükmü |
|---|---|---|---|
| 8 Zilhicce (terviye) | Mekke → Mina / Arafat | Hac ihramına girilir, telbiye başlar | İhram şart; Mina’da kalmak sünnet |
| 9 Zilhicce (arefe) | Arafat | Öğle ve ikindi birleştirilir, güneş batana kadar vakfe | Vakfe rükün; akşama kadar kalmak vâcip |
| Bayram gecesi | Müzdelife | Akşam ile yatsı birlikte kılınır, taş toplanır, fecirden sonra vakfe | Vakfe vâcip |
| 10 Zilhicce (bayramın 1. günü) | Mina, Mekke | Akabe’ye 7 taş, kurban, tıraş; ziyaret tavafı ve sa’y | Taşlama, tıraş, sa’y vâcip; ziyaret tavafı rükün |
| 11-12 Zilhicce | Mina | Üç cemreye yedişer taş (günde 21) | Vâcip; geceyi Mina’da geçirmek sünnet |
| 13 Zilhicce | Mina | Mina’da kalanlar üç cemreye yedişer taş atar | Kalan için vâcip |
| Mekke’den ayrılırken | Mekke | Veda tavafı | Mekke dışından gelene vâcip |
Temettu haccı yapan kişi Mekke’ye vardığında önce umresini yapar ve ihramdan çıkar; Arafat’a çıkmadan önce hac için yeniden ihrama girer. Kırân haccında iki ibadet tek ihramla eda edilir, ifrad haccında ise yalnızca hac için ihrama girilir. Diyanet’in rehberine göre umresini tamamlayan hacı, terviye gününe kadar Mekke’de vaktini nâfile tavaf, cemaatle namaz ve ibadetle geçirir.
Hac ihramına girmeden önce gusledilir ya da abdest alınır, erkekler dikişsiz iki parça örtüye bürünür ve ihram namazı olarak iki rek’at kılınır. Ardından “Allah’ım, haccetmek istiyorum; onu bana kolaylaştır ve kabul buyur” diye niyet edilir ve telbiye getirilir. Giyim ve niyet ayrıntıları ihram nedir, nasıl giyilir rehberimizde, telbiyenin metni ve hükmü telbiye nedir sayfamızda yer alıyor.
İhramla birlikte yasaklar başlar ve birinci tehallüle kadar sürer. Hangi davranışın hangi cezayı gerektirdiği ihram yasakları yazımızda anlatılıyor. Telbiye, bayram sabahı Akabe cemresine ilk taş atılıncaya kadar her fırsatta tekrarlanır.
Sünnete göre terviye günü sabah namazından sonra Mina’ya gidilir, gece orada geçirilir ve arefe sabahına kadar beş vakit namaz Mina’da kılınır; TDV bu uygulamanın bütün mezheplere göre sünnet olduğunu belirtir. Diyanet’in organizasyonunda ise kafileler çoğunlukla terviye günü otelde hac ihramına girer ve otobüslerle doğrudan Arafat’a çıkar. Kafilenizin planını rehberinizden öğrenin.
Arefe günü haccın zirvesidir. Hacılar öğle ile ikindiyi öğle vaktinde birlikte kılar ve gün batımına kadar Arafat’ta duaya durur. Vakfenin zamanı, yeri ve yapılışı aşağıda ayrı bölümde ele alındı. Gün batınca kafileler Müzdelife yoluna çıkar; o akşamın namazı yolda değil, Müzdelife’de eda edilir.
Müzdelife’de akşamla yatsı, yatsının vaktinde cem edilir, gece burada geçirilir ve şeytan taşlamak için taş toplanır. Bayram sabahı fecirden sonra yapılan Müzdelife vakfesi vâciptir. Gecenin ve vakfenin ayrıntısını Müzdelife nedir rehberimizde bulabilirsiniz.
Mina’ya varılınca yalnızca büyük cemreye, yani Akabe’ye yedi taş atılır. Temettu ve kırân hacısı ardından kurbanını keser ya da vekâleten kestirir, sonra tıraş olur veya saçını kısaltır. Böylece birinci tehallül gerçekleşir; cinsel ilişki dışındaki ihram yasakları kalkar. Diyanet’e göre bu üç iş arasındaki sıra cumhura göre sünnet, yalnız Ebû Hanîfe’ye göre vâciptir. İzdiham sebebiyle Mina’ya intikal ve taşlama saati kafile başkanının yönlendirmesiyle belirlenir.
Sıra konusundaki kolaylığın dayanağı Veda haccıdır. Diyanet’in aktardığına göre Hz. Peygamber, şeytan taşlamadan önce ziyaret tavafını yapan ya da kurban kesmeden tıraş olan sahâbîlerin uygulamasını onaylamıştır (Buhârî, Eymân ve’n-Nüzûr 15). Kurbanların vekâletle kesildiği günümüzde bu ruhsat, hacıların işini kolaylaştırır.
Ardından Mekke’ye gidilip haccın rüknü olan ziyaret tavafı yapılır. Diyanet, bu tavafın bayramın ilk üç günü içinde güneş batmadan yapılmasını uygun görür; mazereti olanın daha sonra da yapabileceğine dair müctehid görüşü vardır. Tavaftan sonra haccın sa’yi yapılır ve ikinci tehallülle bütün ihram yasakları sona erer. Tavafın yapılışı tavaf nedir, sa’yin yapılışı sa’y nedir sayfalarımızda anlatılıyor.
Bayramın ikinci ve üçüncü günleri öğle vaktinden sonra küçük, orta ve büyük cemreye sırasıyla yedişer taş atılır. Bu gecelerin Mina’da geçirilmesi Hanefîlere göre sünnet, diğer üç mezhebe göre vâciptir. Dördüncü günü Mina’da kalanlar aynı taşlamayı bir kez daha yapar.
Mekke’den ayrılmadan önce veda niyetiyle son bir tavaf yapılır. Veda tavafı Mekke dışından gelenler için vâciptir; Diyanet’e göre özel hâli sebebiyle bu tavafı yapamadan ayrılmak zorunda kalan kadına ceza gerekmez. Medine ziyareti haccın bir parçası değildir; hacılar programa göre Mekke’den önce ya da sonra Mescid-i Nebevî’yi ziyaret eder.
Arafat vakfesi, hacının arefe günü zevalden bayramın ilk günü fecre kadar geçen sürede hac ihramıyla Arafat sınırları içinde bir süre bulunmasıdır. Vakfe sözlükte “durmak, bir yerde beklemek” anlamına gelir. Hacda biri Arafat’ta, diğeri Müzdelife’de olmak üzere iki vakfe vardır; haccın rüknü olan Arafat vakfesidir.
Diyanet, Arafat vakfesini haccın en önemli rüknü olarak tanımlar; çünkü süresi içinde Arafat’ta bulunamayan kişi o yıl hacca yetişememiş sayılır. Dayanak, Hz. Peygamber’in “Hac Arafat’tır” hadisidir (Tirmizî). TDV’ye göre vakfenin rükün oluşu âyet, sünnet ve icmâ ile sabittir. Geçerli olması için hac ihramıyla, belirlenen yerde ve belirlenen zaman içinde bulunmak gerekir.
Vakit arefe günü zeval vaktiyle, yani güneşin tepe noktasından batıya meyletmesiyle girer ve bayramın birinci günü fecr-i sâdıkla sona erer. Bu aralıkta Arafat’ta kısa bir an bulunmak farzı yerine getirmek için yeterlidir. Hanefî ve Mâlikîlere göre uykuda, baygın ya da vakfeden habersiz olmak vakfeyi bozmaz; Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise vakfe süresince baygın kalanın vakfesi sahih olmaz.
Gündüz Arafat’a gelen hacının güneş batıncaya kadar orada kalması çoğunluğa göre vâciptir. Hanefîlere göre güneş batmadan ayrılan kişiye dem, yani koyun ya da keçi kesme cezası gerekir; güneş batmadan geri dönüp batışı Arafat’ta beklerse ceza düşer.
Arafat, Mekke’nin doğusunda, Harem sınırının dışında kalan ve dağlarla çevrili bir ovadır. Hadise göre Urene vadisi hariç Arafat’ın tamamı vakfe yeridir. Halk arasında Arafat dağı denen Cebelirahme sahanın kuzeyindeki küçük bir tepedir; oraya çıkmak şart değildir, sahanın herhangi bir yerinde beklemek yeterlidir. Nemire Mescidi’nin kıble tarafı Urene vadisine taştığı için arefe günü o kısımda durulmaz; mescitteki levhalar bu sınırı gösterir.
Arafat adının neden verildiği kesin olarak bilinmez. TDV İslâm Ansiklopedisi, Hz. Âdem ile Hz. Havvâ’nın burada buluştuğuna ve Cebrâil’in Hz. İbrâhim’e menâsiki öğretirken “Arefte?” yani “Anladın mı?” diye sorduğuna dair anlatımları kaynaklarda geçen rivayetler arasında sayar. Bu yüzden ad, hem tanışma hem de öğrenme anlamlarıyla ilişkilendirilir.
Öğle ezanından sonra öğle ve ikindi namazları cem-i takdimle kılınır: bir ezan ve iki kametle iki farz art arda eda edilir, aralarında nâfile kılınmaz. Namazdan sonra kıbleye dönülerek, mümkünse ayakta vakfeye durulur; telbiye, tekbir, tehlil ve salavat getirilir, tövbe ve istiğfar edilir. Diyanet’e göre esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Belirli bir dua kalıbı şart değildir. TDV’nin saydığı sünnet ve müstehaplar şunlardır:
Hayır. TDV İslâm Ansiklopedisi umreyi, ihramlı olarak Beytullah’ın etrafında dönüp Safâ ile Merve arasında gidip gelmekten ibaret bir ibadet diye tanımlar. İki vakfe, Mina’da kalınan geceler ve cemrelere taş atmak yalnızca hacca ait fiillerdir; umre yolculuğunda Arafat ziyaret edilse bile bu bir vakfe sayılmaz.
Şeytan taşlama, hacıların bayram günlerinde Mina’daki cemrelere belirli vakitlerde yedişer taş atmasıdır ve haccın vâciplerindendir. Fıkıhtaki adı remy-i cimârdır. Rivayete göre Hz. İbrâhim’in, oğlunu kurban etmeye götürürken yolunu kesmek isteyen şeytanı Mina’da taşlamasının hatırasını yaşatır. Terk edilirse ceza kurbanı (dem) gerekir.
Taş atılan yerlere cemre denir. Mina’da üç cemre vardır: Mescid-i Hayf tarafındaki küçük cemre, ondan yaklaşık 150 metre sonra gelen orta cemre ve Mina’nın Mekke yönündeki sınırında bulunan büyük cemre, yani Akabe. Halk arasında bunlara küçük, orta ve büyük şeytan denir. TDV’ye göre bayramın ilk günü Akabe’ye, sonraki günlerde üç cemreye taş atmak fakihlerin ittifakıyla vâciptir.
Bayramın ilk günü yalnızca Akabe cemresine yedi taş atılır. Hanefîlere göre vakit bayram sabahı fecirle başlar; güneş doğduktan sonra atmak müstehaptır, gündüz atamayan gece de atabilir. İkinci ve üçüncü günlerde taşlama zevalden sonra başlar; öğleden önce atılan taş geçerli olmaz. Bu günlerde küçük, orta ve büyük cemreye sırasıyla yedişer taş, yani günde 21 taş atılır. Sıraya uymak Hanefîlere göre sünnet, diğer üç mezhebe göre vâciptir.
Üçüncü günün taşlamasından sonra Mina’dan ayrılan hacı toplam 49 taş atmış olur. Dördüncü günü de Mina’da geçirip o günün taşlarını atanlar için toplam 70 taştır. Ayrılma zamanı mezhebe göre değişir: Hanefîlere göre dördüncü günün fecrinden, diğer üç mezhebe göre üçüncü gün güneş batmadan önce Mina sınırlarının dışına çıkmak gerekir. Dördüncü günün taşlama vakti zevalde başlar, güneşin batmasıyla biter.
Taşlar nohut büyüklüğünde olur. İlk gün atılacak yedi taşın Müzdelife’den toplanması müstehaptır; diğer günlerin taşları herhangi bir yerden toplanabilir, cemrelerin dibinden toplamak ise mekruhtur. Taş, sağ elin başparmağı ile işaret parmağının ucu arasında tutulur ve kol fazla kaldırılmadan atılır. Diyanet her taşta “Bismillâhi Allâhü ekber, rağmen li’ş-şeytâni ve hizbihî” denmesini bildirir; anlamı, taşın şeytanı ve taraftarlarını kahretmek niyetiyle, Allah’ın adı anılıp tekbir getirilerek atıldığıdır.
Taşlar teker teker atılır; yedisini birden atmak tek taş sayılır, taşı elle bırakmak da geçerli olmaz. Akabe cemresine ilk taş atılınca telbiye sona erer.
Hastalık ya da yaşlılık gibi sebeplerle taş atacak durumda olmayan kişi yerine vekil bırakabilir; TDV bunu bir ruhsat olarak kaydeder. Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre vaktinde atılamayan taşların atış süresi içinde kazâ edilmesi vâciptir ve bu süre bayramın dördüncü günü güneşin batmasıyla biter. Ebû Hanîfe’ye göre kazâ edilse de ceza düşmez; Şâfiî ve Hanbelîlere göre süre içinde atılan taş edâ sayılır, ceza gerekmez. Gün ve saat planında kafile rehberinize ve Diyanet duyurularına uyun.
Hedy kurbanı, hac ve umre sırasında Harem sınırları içinde kesilen kurbandır; temettu ve kırân haccı yapanın kesmesi vâcip olan şükür kurbanı da budur. Kurban Bayramı’nda memlekette kesilen bayram kurbanına ise udhiyye denir. İfrad haccı yapana hedy vâcip değildir; dilerse nâfile olarak kesebilir.
Hedy sözlükte “hediye etmek, göndermek” anlamına gelir. Kurbanlık şartları bayram kurbanıyla aynıdır: deve, sığır ya da koyun ve keçi kesilir; deve ve sığır yedi kişi, koyun ve keçi bir kişi adınadır. Yaş ve kusur bakımından bayram kurbanı olamayan hayvan hedy de olamaz. Hayvana ortak olanların hepsinin niyeti ibadet olmalıdır.
Diyanet ilmihaline göre hedy, kesilme sebebine göre beş gruba ayrılır ve hükmü bu sebebe göre değişir:
Vâcip de olsa nâfile de olsa hedy Harem sınırları içinde kesilir. TDV’ye göre çoğunluk hac kurbanının Mina’da, umre kurbanının Mekke’de Merve yakınında kesilmesini daha faziletli bulur. Hanefî mezhebinde şükür kurbanı bayramın ilk günü fecirden üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilir. Ceza ve diğer hedylerin belirli bir vakti yoktur. Günümüzde hacıların kurbanları çoğunlukla vekâlet yoluyla organizasyon tarafından kesilir.
Hanefî mezhebine göre temettu ve kırân kurbanının ve nâfile hedyin etinden sahibi de dahil herkes yiyebilir. Ceza ve ihsar kurbanının etinden sahibi ve zenginler yiyemez, bu et fakirlere dağıtılır. Şâfiî mezhebinde temettu ve kırân kurbanı ceza sayıldığı için etinden yenmez.
Kurbanlık bulamayan temettu veya kırân hacısı on gün oruç tutar: üç günü hac sırasında, yedi günü memleketine döndükten sonra. Üç günlük orucu bayramdan önce tutamazsa kurban kesmesi gerekir. Yalnızca umre ya da ifrad haccı yapan kişiye, ceza gerektiren bir durum olmadıkça hedy gerekmez.
Hz. Peygamber, “Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranıştan ve günahtan sakınırsa annesinden doğduğu gün gibi günahsız döner” buyurmuştur (Buhârî, Hac 4). Başka bir hadiste makbul haccın, yani hacc-ı mebrûrun karşılığının ancak cennet olduğu bildirilir (Tirmizî, Hac 2). Bu yüzden hacda ibadetin şeklî doğruluğu kadar dilin, davranışın ve niyetin temizliği de önemsenir.
Kur’an’da geçen “hacc-ı ekber” ifadesi de haccın değerini gösterir. TDV’nin aktardığına göre Hz. Peygamber Veda haccında bayram günü cemreler arasında durup “Bu hacc-ı ekber günüdür” demiştir; Hz. Ömer ve Hz. Osman gibi bazı sahâbîler ise bu günün arefe olduğunu söylemiştir. Başka görüşlere göre ifade hac günlerinin tamamını ya da ziyaret tavafının yapıldığı günü anlatır.
TDV İslâm Ansiklopedisi haccı, müminin hem malıyla hem bedeniyle yaptığı ve bütün varlığını kuşatan bir teslimiyet ibadeti olarak tanımlar; Kur’an da haccın insanlara pek çok yarar sağladığını bildirir (el-Hac 22/28). Aynı beyaz örtülere bürünen milyonlarca insanın aynı günlerde aynı mekânlarda bulunması, Müslümanlar arasındaki eşitliği ve kardeşliği somut biçimde gösterir.
Hac, kişinin yolculuktan önce helalleşmesini, borçlarını ödemesini ve geride kalanların ihtiyaçlarını karşılamasını da gerektirir. TDV, hacca hazırlanan kişinin hak ilişkisi içinde olduğu herkesle helalleşip yola öyle çıktığını anlatır. Böylece ibadet, yola çıkmadan önce başlayan bir arınma sürecine dönüşür.
En belirgin fark zaman ve hükümdür. Hac Zilhicce’nin belirli günlerine bağlıdır ve gücü yetene farzdır; umre ise yıl boyu yapılabilir ve Hanefîlere göre sünnettir. Umrenin fiilleri ihrama girmek, tavaf, sa’y ve saçları kısaltmaktan ibarettir; vakfeler, Mina günleri, cemreler ve hac kurbanı ise yalnızca hacta vardır.
Ortak noktaları da vardır: ikisi de ihramla başlar, ikisinde de Kâbe tavaf edilir, iki tepe arasındaki sa’y da her ikisinde bulunur. Temettu ve kırân haccında bu iki ibadet aynı yolculukta birleşir. Kurban konusunda da ayrılırlar: temettu ve kırân haccında şükür kurbanı vâciptir, yalnız umre yapana ise ceza gerektiren bir durum olmadıkça kurban gerekmez. Umre birkaç saatte tamamlanabilirken hac menâsiki beş altı güne yayılır. Karşılaştırmalı tablo için umre ile hac arasındaki fark rehberine bakabilirsiniz.
Türkiye’den hacca gitmek isteyenlerin kaydı, kura ve kafile süreci Diyanet’in Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür. Kayıt yenileme, kura sonuçları ve ücretler her yıl değiştiği için güncel bilgiyi yalnızca resmî kanaldan, hacumre.diyanet.gov.tr adresinden takip edin. RK Turizm hac organizasyonu yapmaz; resmî süreç dışında hac vaat eden tekliflere itibar etmeyin.
Diyanet, kura çıkan hacı adaylarına müftülükler aracılığıyla hac hazırlık kursları ve kafile toplantıları düzenler. Menâsikin sırasını önceden öğrenmek, ihram ve telbiyeyi ezberlemek, Arafat ve Mina günlerinde yürüyüşe dayanacak bir kondisyon kazanmak hazırlığın temelidir. Süreğen bir hastalığı bulunan hacı adayının hekim kontrolünden geçmesi ve kullandığı ilaçları yeterli miktarda götürmesi de hazırlığın parçasıdır.
Hac sırası gelene kadar Kâbe’yi görmek isteyenler için umre yıl boyu açık bir kapıdır. RK Turizm’in umre programlarını inceleyebilir, aklınızdaki soruları ekibimize iletebilirsiniz.
Hac kaydı ve kura Diyanet tarafından yürütülür. Umre programları ve menâsik hakkındaki sorularınız için RK Turizm ekibine ulaşabilirsiniz.
📞 0212 706 17 06WhatsApp’tan Yaz