Avrupa · Anadolu · Bursa
TÜRSAB Belge No: 17721
Yeni Turlarımızdan Haberiniz Var Mı?
Whatsapp hattımızdan bizlere ulaşarak veya bizleri arayarak hemen bizimle iletişime geçebilirsin. Sana en Uygun umre fırsatlarını birlikte inceleyelim.

Hanefî mezhebine göre umrenin iki farzı vardır: ihram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür; tavafın ilk dört şavtı farz, kalan üç şavtı vaciptir. Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmak vaciptir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde sa’y da rükün sayılır; Şâfiîlerde tıraş da rükündür.
Umre, ihrama girip Kâbe’yi tavaf etmek, Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmaktan oluşan bir ibadettir. Bu adımların hepsi aynı hükümde değildir: bazıları farzdır ve yapılmadan umre tamamlanmaz, bazıları vaciptir ve terk edildiğinde ceza gerekir, bazıları ise sünnettir ve ibadetin sevabını artırır. Umrenin ne olduğunu ve faziletini umre nedir rehberimizde anlattık.
Bu rehberde umrenin farzlarını, vaciplerini ve sünnetlerini; bunlardan biri terk edildiğinde ne olacağını; dört mezhep arasındaki farkları ve Ten’im umresini anlatıyoruz. Hükümler Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvalarına ve TDV İslâm Ansiklopedisi’ne dayanır. Türkiye’deki uygulama Hanefî mezhebine göre olduğundan anlatımın merkezinde Hanefî görüşü yer alır, diğer mezheplerin görüşleri ayrıca belirtilir.
Hanefî mezhebine göre umrenin iki farzı vardır: ihram ve tavaf. Bu iki farz aynı nitelikte değildir. İhram, umreye başlamanın şartıdır; ibadetin kapısını açar ama ibadetin kendisinin bir parçası sayılmaz. Tavaf ise umrenin rüknü, yani ibadetin özünü oluşturan asıl parçasıdır. Bu ayrım, bir farzın eksik kalması hâlinde sonucun ne olacağını anlamak için önemlidir.
İhram, umre niyetiyle mikatta belirli yasaklara uymayı üstlenmektir. Hanefî mezhebine göre ihramın gerçekleşmesi için niyet ile birlikte telbiye getirmek ya da yerine geçen bir zikirde bulunmak gerekir; diğer mezheplerin çoğunda yalnız niyet yeterli görülür, telbiye sünnettir. Erkeklerin ihram kıyafeti iki parça dikişsiz örtüden oluşur; kadınlar ise kendi tesettürlü kıyafetleriyle ihrama girer.
Umre tavafı, Hacerülesved hizasından başlanarak Kâbe’nin etrafında yedi kez dönmektir; her bir dönüşe şavt denir. Hanefî mezhebine göre tavafın ilk dört şavtı farz, kalan üç şavtı vaciptir. Diğer üç mezhebe göre ise yedi şavtın tamamı farzdır. Tavafın kuralları ve dikkat edilecek noktalar tavaf nedir rehberimizde ayrıntılı olarak yer alıyor.
Tavafı abdestli yapmak Hanefî mezhebine göre vaciptir; abdestsiz yapılan tavafın abdestle yeniden yapılması gerekir, yeniden yapılmazsa ceza gerekir. Şâfiî mezhebinde ise abdest tavafın geçerlilik şartıdır ve abdestsiz yapılan tavaf geçersiz sayılır. Bu fark, kalabalıkta abdesti bozulan kişinin ne yapacağını da belirler: Hanefî görüşüne göre abdest yenilenip tavafa kalınan yerden devam edilebilir.
Dört mezhep, umrenin hangi adımlarının rükün sayılacağı konusunda farklı görüşlere sahiptir. Hanefîler yalnız tavafı rükün, ihramı şart kabul eder; diğer üç mezhep ise sa’yi de rükünler arasına alır. Aşağıdaki tablo, TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki bilgilere göre bu farkları bir arada gösterir:
| Adım | Hanefî | Şâfiî | Mâlikî | Hanbelî |
|---|---|---|---|---|
| İhram | Şart | Rükün | Rükün | Rükün |
| Tavaf | Rükün (ilk 4 şavt farz, son 3 şavt vacip) | Rükün (7 şavt) | Rükün (7 şavt) | Rükün (7 şavt) |
| Sa’y | Vacip | Rükün | Rükün | Rükün |
| Tıraş / saç kısaltma | Vacip (başın en az dörtte biri) | Rükün (en az üç kıl) | Vacip | Vacip |
| Sıraya uyma | Rükün değil (tıraşı sa’yden önce yapmak dem gerektirir) | Rükün | Rükün değil | Rükün değil |
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Umre” maddesi. Tıraşın Şâfiî mezhebinde rükün sayılması, mezhepte tercih edilen görüştür.
Türkiye’de yaygın olan Hanefî mezhebine göre ihram şart, tavaf rükündür; sa’y ve tıraş ise vaciptir. Bu nedenle sa’yi ya da tıraşı terk eden kişinin umresi geçerli olur, ancak terk ettiği vacip için ceza kurbanı (dem) gerekir. Tavafın ilk dört şavtı yapılmadan ise umre tamamlanmış sayılmaz.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre umrenin rükünleri ihram, tavaf ve sa’ydir. Şâfiîler, mezhepte tercih edilen görüşe göre tıraş olmayı ve rükünler arasında sıraya uymayı da rükün sayar. Çoğunluğa göre ise tıraş vaciptir. Bu mezheplerde sa’y rükün olduğu için, sa’y yapılmadan umre tamamlanmış olmaz ve bu eksiklik ceza kurbanıyla telafi edilemez.
Hanefî mezhebine göre umrenin iki vacibi vardır: Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ya da saçı kısaltıp ihramdan çıkmak. Bunların yanında mikatta ihrama girmek, ihram yasaklarından sakınmak ve tavafın son üç şavtı da vacip kabul edilir. Vacip, farz kadar kesin delile dayanmayan ama yapılması gerekli olan bir hükümdür; terk edildiğinde ibadet geçerli olur, ancak ceza gerekir.
Sa’y, Safâ tepesinden başlayıp Merve’de bitecek şekilde iki tepe arasında yedi kez gidip gelmektir; Safâ’dan Merve’ye her geçiş bir şavt sayılır. Hanefî mezhebine göre sa’y vaciptir ve tavaftan sonra yapılır. Sa’yin tarihçesi, Hz. Hâcer ile bağlantısı ve yapılışı sa’y nedir rehberimizde anlatılıyor.
Sa’yden sonra tıraş olmak ya da saçı kısaltmak ihramdan çıkmayı sağlar ve Hanefî mezhebine göre vaciptir. Erkeklerin başlarının en az dörtte birini kısaltması yeterlidir; saçın tamamını kazıtmak ise daha faziletlidir. Şâfiî mezhebine göre en az üç kıl kesilmesi, Mâlikî ve Hanbelîlere göre saçın her tarafından bir miktar alınması gerekir. Kadınların saç kesme ölçüsü aşağıda ayrıca anlatılmıştır.
Sünnetler, Hz. Peygamber’in umrede yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği davranışlardır. Terk edilmeleri umreyi bozmaz ve ceza gerektirmez, ancak sevaptan mahrum kalmaya yol açar. Umrenin başlıca sünnetleri şunlardır:
İhrama girmeden önce gusül abdesti almak ya da abdest almak, tırnak ve vücut temizliğini yapmak ve bedene koku sürmek sünnettir; koku elbiseye sürülmez. Mikatta iki rekât ihram namazı kılınır, ardından niyet edilip telbiye getirilir. İhram süresince telbiyeyi sık sık tekrarlamak, ibadetin ruhunu canlı tutan sünnetlerdendir.
Erkeklerin umre tavafının tamamında ıztıba yapması, yani ihramın sağ omuz altından geçirilip sol omuz üzerine atılması ve ilk üç şavtta remel yapması, yani çalımlı ve kısa adımlarla hızlı yürümesi sünnettir. Hacerülesved’i istilam etmek ve sa’yde yeşil ışıklar arasında hervele yapmak da sünnettir. Tavaf, sa’y ve tıraşı ara vermeden peş peşe yapmak da tavsiye edilir. Kadınlar remel, ıztıba ve hervele yapmaz.
Umrede bir adımın atlanmasının sonucu, o adımın hükmüne göre değişir. Farzın terki ibadeti tamamlanmamış bırakır, vacibin terki ceza gerektirir, sünnetin terki ise yalnız sevap kaybına yol açar. Bu ayrım, ilk kez umre yapanların en çok merak ettiği konulardandır.
Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre tavaf, bütün âlimlere göre umrenin farzıdır; tavaf terk edilirse umre geçersiz olur ve yeniden yapılması gerekir. Rükün, ceza kurbanıyla telafi edilemez. Hanefî mezhebinde tavafın ilk dört şavtı yapılmadan ihramdan çıkılamaz. Tavafın üç ya da daha az şavtını terk eden kişiye ise dem gerekir. Diğer mezheplerde sa’y de rükün olduğundan aynı sonuç sa’y için de geçerlidir.
Vaciplerden birinin terki umrenin geçerliliğini ortadan kaldırmaz, ancak ceza kurbanı kesmeyi, yani dem olarak bir koyun ya da keçi kesmeyi gerektirir. Hanefî mezhebine göre sa’yin tamamı ya da dört şavtı terk edilirse dem, üç ya da daha az şavtı terk edilirse her şavt için bir fitre miktarı sadaka gerekir. Sünnetin terki ise ceza gerektirmez.
Umrenin dinî hükmü konusunda mezhepler farklı görüştedir. Bu fark, umrenin ömürde bir kez yapılmasının kesin bir yükümlülük olup olmadığıyla ilgilidir. Haccın aksine umre için Kur’an’da açık bir emir yoktur; görüş farklılığı hadislerin yorumundan kaynaklanır. Umre ile hac arasındaki farklar da bu sorunun cevabını etkiler.
Hanefîlerin çoğunluğuna ve Mâlikîlere göre umre, gücü yeten kişinin ömründe bir kez yapması gereken sünnet-i müekkededir. Bazı Hanefî âlimler ise umreyi vitir namazı ve kurban gibi vacip kabul eder. Türkiye’de uygulama çoğunluk görüşüne göredir; bu nedenle umre yapmayan kişi günaha girmez, ancak büyük bir sevaptan mahrum kalır.
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde tercih edilen görüşe göre, gücü yeten bir Müslümanın hayatında bir defa umre yapması farzdır. Bu mezheplerin bir kısmı, umre yapmadan vefat eden ya da yapamayacak durumda olan kişi adına umrenin onun malından yaptırılmasını gerekli görür. Ömürde bir kez yapılan bu umreden sonra yapılan umreler ise her dört mezhebe göre nafile ibadettir.
Hac, gücü yeten her Müslümana ömründe bir kez farz olan ve yalnız hac aylarında belirli günlerde yapılan bir ibadettir; Arafat’ta vakfe haccın en önemli rüknüdür. Umrede ise Arafat vakfesi, Müzdelife ve şeytan taşlama yoktur ve umre, mekruh günler dışında yılın her zamanında yapılabilir. Bu nedenle umre “küçük hac” olarak da anılır.
Farz ve vaciplerin belirli bir sıra içinde yapılması gerekir. Sırayı bilmek, hangi adımın hangi hükme girdiğini ve nerede hata yapılabileceğini görmeyi kolaylaştırır. Umrenin temel sırası şöyledir:
Kurul fetvalarına göre Hanefî mezhebinde sa’y yapmadan önce saçını kısaltan kişi ihramdan çıkmış olur; sa’yini yine yapar, ancak sırayı bozduğu için dem gerekir. Şâfiî mezhebinde ise sa’y rükün olduğundan kişi ihramdan çıkmış sayılmaz; önce sa’yi yapar, sonra saçını kısaltır ve yaptığı ihlal için ceza öder. Bu nedenle tıraşın sa’yden sonraya bırakılması önemlidir.
Hükümleri bilmek kadar sahada uygulamak da önemlidir. Kalabalıkta şavt sayısını karıştırmamak, sa’ye Safâ’dan başlamak ve ihram yasaklarına dikkat etmek, ilk kez gidenlerin en çok zorlandığı noktalardır. Bu konuları umreye ilk kez gideceklere tavsiyeler rehberimizde sahadan örneklerle anlattık.
Umrenin farzları ve vacipleri kadın ve erkek için aynıdır. Fark, bu farz ve vaciplerin yerine getirilme biçimindedir. Kadınlar ihramda kendi tesettüre uygun kıyafetlerini giyer, yüzlerini ve ellerini açık tutar; tavafta remel ve ıztıba, sa’yde ise hervele yapmazlar.
Kadınlar ihramdan çıkarken saçlarını tıraş etmez. Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre Hanefî mezhebinde kadının saçının en az dörtte birinin uçlarından parmak boğumu kadar kesmesi yeterlidir. Şâfiî mezhebine göre ise üç telden az olmayacak şekilde kesmesi gerekir. Saçın tamamını kestirmek kadınlar için mekruh görülmüştür.
Âdetli kadın ihrama girebilir; ihram namazı kılmaz, niyet edip telbiye getirir. Ancak âdetliyken tavaf yapamaz; temizlendikten sonra gusledip tavafını yapar. Tavaftan sonra âdet başlarsa sa’yini yapabilir ve ceza gerekmez. Âdet hâlinde umrenin ayrıntıları ve pratik öneriler için bayanlar için umre rehberimize bakabilirsiniz.
İhram yasakları, ihrama niyet edilip telbiye getirildiği andan ihramdan çıkılana kadar geçerlidir. Bu yasakları çiğnemek umreyi kendiliğinden geçersiz kılmaz; ancak yasağın türüne ve kapsamına göre ceza kurbanı ya da sadaka gerektirir. Yasakların tam listesi ve her birinin cezası ihram yasakları rehberimizde yer alıyor.
İhramlı kişi koku sürmez, kokulu sabun ve şampuan kullanmaz; saç, sakal ve tırnak kesmez. Erkekler dikişli elbise giymez ve başını örtmez, kadınlar yüzünü örtmez. Avlanmak, harem bölgesinde ağaç ve bitki koparmak, tartışmak ve cinsel ilişki de yasaktır. Bu yasakların amacı, kişinin dünya meşgalelerinden uzaklaşıp ibadete yönelmesidir.
İhram yasaklarından yalnız biri umreyi bozar: tavafın ilk dört şavtı tamamlanmadan cinsel ilişkide bulunmak. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu durumda umre fâsid olur; kişi umresini tamamlar, ardından kazasını yapar ve ceza olarak bir koyun ya da keçi keser. Diğer yasakların ihlali umreyi bozmaz, yalnız ceza gerektirir.
Ten’im, Mekke’nin kuzeybatısında, Kâbe’ye en yakın harem sınırının bulunduğu yerdir. Burada bugün Hz. Âişe Mescidi olarak bilinen bir cami vardır; caminin diğer adları Mescidü’l-umre ve Mescidü’t-Ten’îm’dir. Umre için Mekke’ye gelmiş ve ilk umresini tamamlamış kişiler, yeni bir umre yapmak istediklerinde genellikle ihrama burada girer.
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Ten’im’deki sınır taşının Mescid-i Haram’a uzaklığı 6.148 metredir. Bugünkü yollarla bu mesafe yaklaşık 7-8 kilometreye ulaşır. Ten’im’e Mekke merkezinden taksi ya da otobüsle ulaşılabilir; yolun süresi trafiğe göre değişir. Umre programlarında Ten’im ziyareti genellikle rehber eşliğinde ve grup halinde düzenlenir.
Mekke’de bulunan kişi, Mekkeli olsun ya da olmasın, umre için harem sınırının dışına, yani hil bölgesine çıkıp orada ihrama girer; bu konuda bütün fakihler hemfikirdir. Hanefî mezhebine göre en faziletli yer Ten’im’dir. Bu uygulamanın dayanağı, Veda Haccı’nda âdeti nedeniyle umre tavafını yapamayan Hz. Âişe’nin, Hz. Peygamber’in emriyle kardeşi Abdurrahman ile Ten’im’e gidip oradan umre yapmasıdır.
Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre birden fazla umre yapmak müstehaptır; Mâlikîlerin çoğu ise bir yılda birden fazla umreyi mekruh görür. Din İşleri Yüksek Kurulu, Mekke’de bulunanların ikinci ve üçüncü umreyi yapmasının caiz olduğunu, ancak bu vakti tavafla değerlendirmenin daha faziletli olduğunu belirtir.
Umre, haccın aksine yılın her döneminde yapılabilir. Ancak Hanefî mezhebine göre beş günde umre yapmak tahrîmen mekruhtur: Arefe günü ve Kurban Bayramı’nın dört günü. Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre bu süre, Arefe günü sabahından bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar devam eder. Diğer mezheplere göre hac niyeti olmayan kişi bu günlerde de umre yapabilir.
Ramazan ayında yapılan umrenin ayrı bir fazileti vardır; Hz. Peygamber’in Ramazan’da yapılan umreyi kendisiyle birlikte yapılan bir hacca denk tuttuğu rivayet edilir. Bu nedenle Ramazan, umre için en yoğun dönemlerdendir. Kalabalık nedeniyle Ramazan umresinde otel ve uçuş planlamasını erken yapmak gerekir.
Bu rehberdeki hükümler, TDV İslâm Ansiklopedisi “Umre” maddesi ile Din İşleri Yüksek Kurulu hac ve umre fetvaları esas alınarak hazırlanmıştır. Özel durumunuza ilişkin bir sorunuz varsa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ALO 190 fetva hattından ya da kafilenizin din görevlisinden bilgi alabilirsiniz. Rehberimiz bilgilendirme amaçlıdır, fetva yerine geçmez.
Umrenizi Diyanet ilmihaline uygun bir programla, rehber eşliğinde yapmak ister misiniz?
Telefon +90 212 706 17 06 · WhatsApp +90 507 505 65 05 / +90 507 407 54 07 · Avrupa · Anadolu · Bursa
Hanefî mezhebine göre umrenin iki farzı vardır: ihram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür. Tavafın ilk dört şavtı farz, kalan üç şavtı vaciptir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa’y de umrenin rükünleri arasında yer alır; Şâfiîler ayrıca tıraşı da rükün sayar.
Umrenin şartı ihramdır. Şart, ibadetin başlaması için gerekli olan ama ibadetin özüne dahil olmayan unsurdur. Hanefî mezhebine göre ihram, niyet ile birlikte telbiye getirildiğinde gerçekleşir. Umrenin rüknü ise tavaftır; rükün, ibadetin asıl parçasıdır ve yapılmadan umre tamamlanmış sayılmaz.
Hanefî mezhebine göre umrenin vacipleri Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ya da saçı kısaltıp ihramdan çıkmaktır. Mikatta ihrama girmek, ihram yasaklarından sakınmak ve tavafın son üç şavtı da vacip kabul edilir. Vaciplerden biri terk edilirse umre geçerli olur, ancak ceza kurbanı gerekir.
Hanefîlerin çoğunluğuna ve Mâlikîlere göre umre, gücü yeten kişinin ömründe bir kez yapması gereken sünnet-i müekkededir; bazı Hanefî âlimler umreyi vacip sayar. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde tercih edilen görüşe göre ise hayatta bir defa umre yapmak farzdır. Türkiye’deki uygulama çoğunluk görüşüne göredir.
Umrenin başlıca sünnetleri ihramdan önce gusül almak, mikatta iki rekât ihram namazı kılmak ve telbiyeyi sık sık getirmektir. Erkeklerin tavafta ıztıba yapması, ilk üç şavtta remel yapması, Hacerülesved’i istilam etmesi ve sa’yde yeşil ışıklar arasında hervele yapması da sünnettir. Sünnetin terki ceza gerektirmez.
Vaciplerden birinin terki umrenin geçerliliğini ortadan kaldırmaz, ancak ceza kurbanı gerektirir; bunun için harem bölgesinde bir koyun ya da keçi kesilir. Hanefî mezhebine göre sa’yin dört ya da daha fazla şavtı terk edilirse dem, üç ya da daha az şavtı terk edilirse her şavt için bir fitre miktarı sadaka gerekir.
Kadınlar ihramdan çıkarken saçlarını tıraş etmez. Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre Hanefî mezhebinde kadının saçının en az dörtte birinin uçlarından parmak boğumu kadar kesmesi yeterlidir. Şâfiî mezhebine göre üç telden az olmayacak şekilde kesmesi gerekir. Saçın tamamını kestirmek kadınlar için mekruh görülmüştür.
Ten’im umresi, Mekke’de bulunan kişinin harem sınırının dışındaki Ten’im’e çıkıp orada ihrama girerek yaptığı umredir. Mekke’deki kişinin umre için hil bölgesine çıkması gerektiği konusunda bütün fakihler hemfikirdir. Uygulamanın dayanağı, Hz. Âişe’nin Hz. Peygamber’in emriyle Ten’im’den umre yapmasıdır.
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Ten’im’deki sınır taşının Mescid-i Haram’a uzaklığı 6.148 metredir. Bugünkü yollarla bu mesafe yaklaşık 7-8 kilometreye ulaşır. Hz. Âişe Mescidi olarak da bilinen Ten’im Mescidi’ne Mekke merkezinden taksi ya da otobüsle gidilebilir; yol süresi trafiğe göre değişir.
Hanefî mezhebine göre Arefe günü ile Kurban Bayramı’nın dört gününde umre yapmak tahrîmen mekruhtur. Din İşleri Yüksek Kurulu’na göre bu süre Arefe günü sabahından bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar sürer. Diğer mezheplere göre hac niyeti olmayan kişi bu günlerde de umre yapabilir.