Avrupa · Anadolu · Bursa
TÜRSAB Belge No: 17721
Yeni Turlarımızdan Haberiniz Var Mı?
Whatsapp hattımızdan bizlere ulaşarak veya bizleri arayarak hemen bizimle iletişime geçebilirsin. Sana en Uygun umre fırsatlarını birlikte inceleyelim.

Mescid-i Nebevî, Suudi Arabistan’ın Medine şehrinde bulunan ve Peygamber Efendimiz’in hicretten sonra 622 yılında ashabıyla birlikte inşa ettiği, Mescid-i Haram’dan sonra İslam’ın ikinci en kutsal mescididir. Hz. Peygamber’in, Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Ömer’in kabirlerinin bulunduğu Hücre-i Saadet, üzerindeki Yeşil Kubbe ve “cennet bahçelerinden bir bahçe” olarak anılan Ravza-i Mutahhara bu mescidin içindedir. Burada kılınan bir namazın, Mescid-i Haram dışındaki mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlı olduğu bildirilmiştir.
Medine’ye giden her umre yolcusunun programında Mescid-i Nebevî ilk sırada yer alır. Ancak ziyaret öncesinde sorulan sorular çoğu zaman aynıdır: mescit ne zaman ve nasıl inşa edildi, bugünkü devasa yapıya nasıl ulaştı, Ravza’ya nasıl girilir, Hücre-i Saadet’e hangi sırayla selam verilir ve kalabalıkta nelere dikkat edilmelidir?
Bu rehberde mescidin tarihini, genişletmelerini, önemli bölümlerini ve ziyaret adabını; kaynaklarda farklı verilen rakamları da açıkça belirterek anlatıyoruz. Yazının sonunda Medine ziyaretinizi planlarken işinize yarayacak pratik bilgileri ve en çok sorulan soruların kısa cevaplarını bulabilirsiniz.
Mescid-i Nebevî, “Peygamber’in mescidi” anlamına gelir. Hicretin ilk aylarında inşa edilen mescit, Asr-ı Saadet’te yalnızca bir ibadethane değil; eğitimin verildiği, elçilerin kabul edildiği, kararların alındığı ve toplumun bütün işlerinin yürütüldüğü bir merkezdi. Bugün de Medine şehrinin kalbinde, hac ve umre yolcularının en çok ziyaret ettiği mekândır.
Hz. Peygamber döneminde mescit; beş vakit namazın, cuma ve bayram hutbelerinin yanı sıra Kur’an ve din eğitiminin verildiği bir okul, yabancı heyetlerin kabul edildiği bir divan, ihtiyaç sahiplerine yardımın dağıtıldığı bir merkez ve gerektiğinde yaralıların tedavi edildiği bir sığınaktı. Mescidin bu çok yönlü yapısı, sonraki yüzyıllarda İslam şehirlerindeki cami merkezli yaşamın örneği oldu.
Kaynaklarda ve halk arasında Mescid-i Nebî, Peygamber Mescidi, Mescid-i Şerif ve Harem-i Nebevî adlarıyla da anılır. Arapçada el-Mescidü’n-Nebevî denir. Mescid-i Haram ile birlikte bu iki mescide “Haremeyn” yani iki harem adı verilir; Mekke’deki mescidin tarihini Mescid-i Haram rehberimizde ayrıca ele aldık.
Mescid-i Nebevî, Suudi Arabistan’ın Hicaz bölgesindeki Medine şehrinin merkezindedir. Mekke’nin yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde yer alır; iki şehir arasında karayolunun yanı sıra hızlı tren de işler. Mescidin doğusunda Bakî Mezarlığı, batısında ise Gamame Mescidi bulunur. Umre programlarında Medine genellikle Mekke’den önce ya da sonra birkaç günlük bir durak olarak planlanır.
Mescid-i Nebevî’nin fazileti, Peygamber Efendimiz’in bu mescide dair müjdelerine dayanır. Hadis kaynaklarında en çok bilinen rivayet şöyledir:
“Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hariç diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.” (Buhârî; Müslim)
Bu hadis, Mescid-i Nebevî’de kılınan namazın sevabının diğer mescitlere göre kat kat fazla olduğunu bildirir. Mekke’deki Mescid-i Haram ise bu hükmün dışında tutulmuştur; orada kılınan namazın fazileti daha da büyüktür. Bu nedenle Medine’de geçirilen her vakit, ziyaretçiler için değerli bir fırsat olarak görülür.
Buhârî ve Müslim’in naklettiği bir başka hadiste, ibadet amacıyla özel olarak yolculuk yapılacak mescitlerin Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ olduğu bildirilir. Bu üç mescit, İslam dünyasının ortak kutsal mekânları kabul edilir. Umre yolculuğu bu yüzden çoğu zaman Mekke ve Medine’yi birlikte kapsar.
Medine’de 40 vakit namazı cemaatle kılana cehennemden ve nifaktan beraat yazılacağını bildiren rivayet Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde geçer; ancak hadis âlimlerinin önemli bir kısmı bu rivayetin senedini zayıf bulur. Mescid-i Nebevî’de namaz kılmanın fazileti ise sahih hadislerle sabittir. Bu nedenle 40 vakit, bir şart ya da kesin bir vaat olarak değil, Medine’de daha uzun kalıp daha çok vakit kılma niyetinin güzel bir ölçüsü olarak görülmelidir. Medine’de 40 vakit kalınan programları Ramazan umresi rehberimizde anlattık.
Peygamber Efendimiz 622 yılında Medine’ye hicret ettiğinde devesinin çöktüğü yer mescit için seçildi. İnşaata aynı yıl başlandı ve TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre yaklaşık yedi ay sonra, 623 baharında tamamlandı; bazı kaynaklar bu süreyi sekiz ay olarak verir. Hz. Peygamber inşaatta bizzat çalıştı, kerpiç taşıdı ve ashabıyla birlikte duvarları ördü.
Mescidin yapıldığı arsa, Sehl ve Süheyl adında iki yetim kardeşe aitti. Kardeşler arsayı bağışlamak istese de Hz. Peygamber bedelini ödemeden kabul etmedi; rivayetlere göre arsanın bedeli on dinar olarak ödendi. Bu tavır, kul hakkına verilen önemin erken ve güçlü bir örneği olarak anlatılır.
İlk mescit kerpiç duvarlı, hurma kütüklerinden direkleri ve hurma dallarından çatısı olan sade bir yapıydı; alanı yaklaşık bin metrekare olarak hesaplanır. Kıble başlangıçta Kudüs yönündeydi, hicretin ikinci yılında Kâbe’ye çevrildi. Mescidin kuzey kısmında evi ve ailesi olmayan sahâbîlerin kaldığı gölgelik bir bölüm vardı; burada kalanlara Ashâb-ı Suffe denir ve bu bölüm İslam tarihinin ilk eğitim yeri kabul edilir.
Mescid-i Nebevî, artan cemaat nedeniyle tarih boyunca defalarca genişletildi. Aşağıdaki tablo başlıca genişletmeleri ve her dönemden sonra ulaşılan yaklaşık alanı gösterir. Alan rakamları TDV İslâm Ansiklopedisi’ne dayanır; bazı dönemler için kaynaklarda farklı ölçüler geçer.
| Dönem | Tarih | Yapılan | Yaklaşık alan |
|---|---|---|---|
| Hz. Peygamber (ilk inşa) | 622–623 | Kerpiç duvarlı, hurma direkli ilk mescit | 1.000 m² |
| Hz. Peygamber (Hayber sonrası) | 628–629 | İlk genişletme | 2.400 m² |
| Hz. Ömer | 638 | Kuzey ve batıya genişletme | 4.100 m² |
| Hz. Osman | 649–650 | Taş duvar ve sütunlar | 5.000 m² üzeri |
| Emevî Halifesi Velîd | 707–710 | Hücre-i Saadet mescide katıldı, ilk minareler | 6.400–8.400 m² (kaynağa göre) |
| Abbasî Halifesi Mehdî | 778–781 | Kuzeye genişletme | 9.300 m² |
| Sultan Abdülmecid | 19. yüzyıl ortası | Bugünkü Osmanlı bölümünün yeniden inşası | 10.900 m² |
| İlk Suudi genişletmesi | 1950’ler | Kuzey yönünde yeni bölüm | 16.300 m² |
| Kral Fahd | 1984–1994 | Dev genişletme, kayar kubbeler, avlular | 98.300 m² kapalı alan |
Alanlar TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki ölçülere göre yuvarlanmıştır; bazı dönemler için kaynaklarda farklı ölçüler verilir.
Bugün mescidin eski bölümünde görülen kubbeli, kırmızı-beyaz taşlı yapının büyük kısmı Sultan Abdülmecid döneminde, 19. yüzyılın ortasında yapılan yeniden inşaya aittir. Çalışmalarda Hücre-i Saadet’e ve Ravza’ya saygı gereği gürültüsüz çalışılmaya özen gösterildiği, taşların şehir dışında hazırlanıp getirildiği anlatılır. Minberin ve kubbelerin önemli bir kısmı da Osmanlı dönemi eseridir.
1950’lerde yapılan ilk Suudi genişletmesi mescidin alanını 16 bin metrekarenin üzerine taşıdı. 1984–1994 yılları arasında gerçekleştirilen Kral Fahd genişletmesiyle kapalı alan yaklaşık 98 bin metrekareye ulaştı; buna 67 bin metrekarelik namaz kılınabilen çatı ve 235 bin metrekareyi aşan avlular eklendi. Kral Abdullah döneminde başlayan yeni genişletme ve avlulara kurulan dev şemsiyelerle mescit bugünkü görünümüne kavuştu.
Ravza-i Mutahhara, Hücre-i Saadet ile Hz. Peygamber’in minberi arasında kalan bölümdür. Peygamber Efendimiz “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurmuştur (Buhârî; Müslim). Ravza’nın sınırları zeminde yeşil halıyla, diğer bölümlerden ayrılan beyaz sütunlarla belirlenir ve alanı yaklaşık 22’ye 15 metre olarak verilir. Ziyaretçiler burada iki rekât namaz kılmayı ve dua etmeyi çok arzular.
Ravza’daki sütunların her birinin bir hatırası vardır. Hz. Peygamber’in hutbe okurken yaslandığı hurma kütüğünün yerini gösteren Hannâne Sütunu, sahâbî Ebû Lübâbe’nin tövbe ederken kendini bağladığı Tevbe Sütunu, Hz. Âişe’nin işaret ettiği yeri gösteren Âişe Sütunu, heyetlerin kabul edildiği yerdeki Vüfûd Sütunu ve Hz. Ali’nin nöbet tuttuğu yeri belirten Mahres Sütunu bunların en bilinenleridir.
Ravza’da namaz kılmak için Suudi Arabistan’ın resmî Nusuk uygulamasından önceden randevu almak gerekir. Erkek ve kadın ziyaretçiler için ayrı saatler belirlenir, ziyaret süresi kısa tutulur ve randevu saatinde ilgili kapıdan görevlilere izin belgesi gösterilir. Randevu sayısı ve sıklığıyla ilgili kurallar Suudi makamlarınca dönem dönem değiştirildiği için güncel koşulları uygulamadan kontrol etmek gerekir.
Hücre-i Saadet, Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ile birlikte yaşadığı ve vefat ettiği odadır. Peygamber Efendimiz vefat ettiği bu odaya defnedilmiştir. Bugün hücre, etrafı şebekelerle çevrili kapalı bir bölümdür; ziyaretçiler içine girmez, Muvâcehe-i Saadet denen ön cepheden selam verir.
Hücre-i Saadet’te Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, ilk halife Hz. Ebû Bekir ve ikinci halife Hz. Ömer medfundur. Hz. Ebû Bekir’in kabri Hz. Peygamber’in biraz gerisinde, Hz. Ömer’in kabri de Hz. Ebû Bekir’in gerisindedir. Ziyaretçiler bu yüzden selamı sırasıyla üç noktada verir. Hücrede boş bir yer bulunduğuna dair rivayetler kaynaklarda geçse de bunlar kesin bilgi değil, rivayet olarak aktarılır.
Hücre-i Saadet’in üzerindeki kubbe, Kubbe-i Hadrâ yani Yeşil Kubbe olarak bilinir. İlk kubbe 13. yüzyılda Memlükler döneminde inşa edildi ve yüzyıllar boyunca farklı renklerde boyandı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre kubbe bugünkü yeşil rengini Osmanlı Sultanı II. Mahmud döneminde, 19. yüzyılın ilk yarısında aldı. Yeşil Kubbe bugün Medine’nin ve Mescid-i Nebevî’nin en tanınan simgesidir.
Mescid-i Nebevî’nin mimarisi, Asr-ı Saadet’ten günümüze uzanan farklı dönemlerin izlerini bir arada taşır. Eski bölümde Osmanlı kubbeleri ve sütunları, yeni bölümlerde ise geniş salonlar, hareketli kubbeler ve avlulardaki şemsiyeler dikkat çeker.
Hz. Peygamber’in ilk minberi birkaç basamaklı ahşap bir kürsüydü. Bugünkü mermer minber Osmanlı Sultanı III. Murad tarafından 16. yüzyılın sonunda gönderilmiştir. Mescitte Hz. Peygamber’in namaz kıldırdığı yeri gösteren Mihrâb-ı Nebevî’nin yanı sıra Hz. Osman döneminden kalan kıble duvarındaki Mihrâb-ı Osmânî ve Kanunî Sultan Süleyman döneminde yapılan Mihrâb-ı Süleymânî bulunur.
Mescidin bugün on minaresi vardır; Kral Fahd genişletmesinde yapılan yeni minarelerin yüksekliği 104 metre civarındadır. Yeni bölümün çatısında havalandırma için açılıp kapanabilen 27 kayar kubbe bulunur. Avlulardaki elektrikli dev şemsiyeler ise gündüz güneşe karşı gölge sağlamak için açılır, akşam kapanır ve mescidin modern simgeleri arasına girmiştir.
Mescid-i Nebevî’nin kapı sayısı, neyin sayıldığına göre farklı verilir. TDV İslâm Ansiklopedisi ana giriş sayısını 41 olarak verir; kapı kanatları ve avlu kapıları tek tek sayıldığında 80’in üzerinde rakamlar geçer. Kapıların üzerinde numaraları yazılıdır ve kalabalıkta buluşma noktası olarak kullanılır.
Tarihî kapıların en bilinenleri, ziyaretçilerin Hücre-i Saadet’e selam vermek için tercih ettiği Bâbüsselâm, Hz. Peygamber’in mescide girdiği kapı olarak anılan Bâb-ı Cibrîl, Bâbü’r-Rahme ve kadınlar için ayrılan kapı olarak bilinen Bâbü’n-Nisâ’dır. Kral Fahd Kapısı ise yeni bölümün en büyük girişlerindendir. Mescidin imamları ve hutbe veren hocalar hakkında Kâbe ve Mescid-i Nebevî imamları sayfamıza bakabilirsiniz.
Kral Fahd genişletmesinden sonra mescidin kapasitesi, avlular ve çatıyla birlikte yaklaşık 650 bin kişi olarak verilir. Kaynaklarda 600 bin ile 1 milyon arasında farklı rakamlar geçmesinin nedeni, avluların ve çevre meydanların hesaba katılıp katılmamasıdır. Ramazan ve hac dönemlerinde mescit ve çevresi bir milyonu aşan ziyaretçiyi ağırlar.
Mescid-i Nebevî ziyaretinin en önemli anı, Hücre-i Saadet’e selam vermektir. Diyanet’in hac ve umre rehberlerinde de önerilen ziyaret sırası genel hatlarıyla şöyledir:
Ziyaret sırasında yüksek sesle konuşmamak, itişmemek ve görevlilerin yönlendirmelerine uymak adabın parçasıdır. Selam ve dua için özel ezberlenmiş kalıplar şart değildir; ziyaret dualarını ve umre yolculuğunda okunan duaları hac ve umrede okunacak dualar sayfamızda topladık.
Kadınlar için mescitte ayrı namaz bölümleri ve girişler bulunur. Ravza ziyareti kadınlar için belirli saatlerde, ayrı bir düzenle yapılır ve randevu yine Nusuk üzerinden alınır. Kadınların umre ve Medine ziyaretinde dikkat etmesi gereken diğer konuları bayanlar için umre rehberimizde anlattık.
Medine’deki birkaç gününüzü en verimli şekilde geçirmek için bazı pratik ayrıntıları önceden bilmek işinizi kolaylaştırır. Umre programlarında Medine’de genellikle üç ila beş gün kalınır; kaç gün kalınacağına dair seçenekleri umre kaç gün sürer yazımızda karşılaştırdık.
Medine’deki otellerin çoğu Mescid-i Nebevî’nin çevresinde, avlulara birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir. Otelinizin mescide hangi kapı tarafında olduğunu ilk gün öğrenmek, namaz vakitlerinde kalabalıkta yolunuzu bulmanızı kolaylaştırır. Tekerlekli sandalye kullanan ziyaretçiler için mescitte rampalar, asansörler ve ayrılmış alanlar bulunur.
Mescid-i Nebevî’nin hemen doğusunda ashabın ve ehl-i beytin pek çok mensubunun medfun olduğu Bakî Mezarlığı bulunur. Batı tarafında yaklaşık 500 metre mesafede, Hz. Peygamber’in bayram ve yağmur namazları kıldırdığı yerde inşa edilen Gamame Mescidi yer alır. Biraz daha uzakta İslam’ın ilk mescidi Kuba, iki kıbleli Kıbleteyn Mescidi ve Uhud Şehitliği ziyaret edilir.
Bu mekânların hikâyelerini ve ziyaret sırasını Medine ziyaret yerleri rehberimizde ayrıntılı olarak bulabilirsiniz. RK Turizm’in siyer anlatımlı programlarında Medine ziyaretleri, her mekânın Asr-ı Saadet’teki yeri anlatılarak rehber eşliğinde yapılır. Umre ibadetinin kendisini ise umre nedir sayfamızda adım adım açıkladık.
Mescid-i Nebevî’yi ve Medine’nin mübarek mekânlarını siyer anlatımıyla ziyaret etmek ister misiniz?
Telefon +90 212 706 17 06 · WhatsApp +90 507 505 65 05 / +90 507 407 54 07 · Avrupa · Anadolu · Bursa
Mescid-i Nebevî, Suudi Arabistan’ın Hicaz bölgesindeki Medine şehrinin merkezindedir. Mekke’nin yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde yer alır ve iki şehir arasında karayolu ile hızlı tren bağlantısı bulunur. Mescidin doğusunda Bakî Mezarlığı, batısında Gamame Mescidi yer alır.
Mescid-i Nebevî’yi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, 622 yılında Medine’ye hicretinin ardından ashabıyla birlikte inşa etti. İnşaat yaklaşık yedi ay sürdü ve 623 baharında tamamlandı; bazı kaynaklar bu süreyi sekiz ay olarak verir. Hz. Peygamber inşaatta bizzat çalışmıştır.
Mescid-i Nebevî’nin içindeki Hücre-i Saadet’te Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, ilk halife Hz. Ebû Bekir ve ikinci halife Hz. Ömer medfundur. Hücre, Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ile yaşadığı odadır. Ziyaretçiler hücreye girmez, Muvâcehe-i Saadet denen ön cepheden selam verir.
Mescid-i Nebevî, Mescid-i Haram’dan sonra İslam’ın ikinci en kutsal mescididir. Hz. Peygamber burada kılınan bir namazın, Mescid-i Haram dışındaki mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlı olduğunu bildirmiştir. Ayrıca Hücre-i Saadet ve Ravza-i Mutahhara bu mescidin içindedir.
Mescid-i Nebevî; Mescid-i Nebî, Peygamber Mescidi, Mescid-i Şerif ve Harem-i Nebevî adlarıyla da anılır. Arapçada el-Mescidü’n-Nebevî denir. Mekke’deki Mescid-i Haram ile birlikte bu iki kutsal mescide, iki harem anlamında Haremeyn adı verilir.
Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Nebevî’de Hücre-i Saadet ile Hz. Peygamber’in minberi arasında kalan bölümdür. Hz. Peygamber bu alan için “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurmuştur. Zemindeki yeşil halıyla ayırt edilir ve yaklaşık 22’ye 15 metrelik bir alandır.
Evet. Ravza’da namaz kılmak için Suudi Arabistan’ın resmî Nusuk uygulamasından önceden randevu almak gerekir. Erkek ve kadın ziyaretçiler için ayrı saatler belirlenir, randevu saatinde ilgili kapıdan izin belgesiyle girilir. Randevu kuralları dönem dönem değiştiği için uygulamadan güncel koşulları kontrol etmek gerekir.
Yeşil Kubbe, Hücre-i Saadet’in üzerindeki kubbedir ve Kubbe-i Hadrâ olarak bilinir. İlk kubbe 13. yüzyılda Memlükler döneminde yapıldı ve yüzyıllar içinde farklı renklere boyandı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bugünkü yeşil rengini Osmanlı Sultanı II. Mahmud döneminde aldı.
TDV İslâm Ansiklopedisi Mescid-i Nebevî’nin ana giriş sayısını 41 olarak verir; kapı kanatları ve avlu kapıları tek tek sayıldığında 80’in üzerinde rakamlar geçer. En bilinen tarihî kapılar Bâbüsselâm, Bâb-ı Cibrîl, Bâbü’r-Rahme ve Bâbü’n-Nisâ’dır; yeni bölümün büyük girişlerinden biri Kral Fahd Kapısı’dır.
Medine’de 40 vakit namazı cemaatle kılana nifaktan ve cehennemden beraat yazılacağını bildiren rivayet Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde geçer; ancak birçok hadis âlimi senedini zayıf bulur. Mescid-i Nebevî’de namazın fazileti ise sahih hadislerle sabittir. Bu yüzden 40 vakit bir şart değil, Medine’de daha uzun kalma niyetinin güzel bir ölçüsüdür.