Avrupa · Anadolu · Bursa
TÜRSAB Belge No: 17721
Yeni Turlarımızdan Haberiniz Var Mı?
Whatsapp hattımızdan bizlere ulaşarak veya bizleri arayarak hemen bizimle iletişime geçebilirsin. Sana en Uygun umre fırsatlarını birlikte inceleyelim.

Kâbe, Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde, Mescid-i Haram’ın tam ortasında bulunur. Hicaz bölgesinde, Cidde’nin yaklaşık 70-80 kilometre doğusunda yer alan yapının koordinatları 21°25′21″ kuzey, 39°49′34″ doğudur. Müslümanların namazda yöneldiği kıble olan Kâbe’nin konumunu, Türkiye’ye yönünü ve kimin tarafından ne zaman yapıldığını tarihleriyle aşağıda bulabilirsiniz.
Bu sayfa iki sorunun cevabını bir arada verir: Kâbe nerede ve onu kim, hangi dönemlerde yaptı? Konum, yön ve ulaşım bilgileri ilk bölümlerde yer alır; inşa ve onarım tarihçesi TDV İslâm Ansiklopedisi’ne ve ikinci kaynaklara dayanır. Tarihi kesin olmayan anlatımlar rivayet olarak işaretlenmiştir.
Kâbe, Suudi Arabistan’ın batısındaki Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinin merkezinde yer alır. Hicaz, Kızıldeniz’e paralel uzanan dağlık kuşaktır ve Mekke ile Medine bu bölgede bulunur. Mekke, Kızıldeniz kıyısındaki liman kenti Cidde’nin yaklaşık 70-80 kilometre doğusunda, dağlarla çevrili bir vadide kurulmuştur. Şehrin kalbindeki büyük cami Mescid-i Haram’dır; Kâbe bu caminin avlusunun tam ortasında durur ve etrafı tavaf alanıyla çevrilidir.
Kâbe’nin kendisi bir cami değildir; Mescid-i Haram, onu çevreleyen ve milyonlarca kişiyi bir arada ağırlayabilen büyük camidir. Safâ ile Merve arasındaki sa’y alanı ve Zemzem kuyusu da aynı yapı topluluğunun içinde veya hemen yanındadır. Camiyi ayrıntılarıyla Mescid-i Haram rehberimizde anlattık.
Kâbe’nin koordinatları 21°25′21″ kuzey enlemi ve 39°49′34″ doğu boylamıdır; ondalık gösterimle yaklaşık 21,4225° K, 39,8261° D. Bu değerleri bir harita uygulamasının arama kutusuna yazdığınızda doğrudan Mescid-i Haram’ın merkezine ulaşırsınız. Haritalarda adres “Al Haram, Makkah 24236, Suudi Arabistan” biçiminde görünür. Suudi Arabistan ile Türkiye aynı saat diliminde (UTC+3) olduğundan iki ülke arasında saat farkı yoktur.
Türkiye’den bakıldığında Kâbe güneydoğu ile güney arasındaki bir hat üzerindedir; tam açı bulunduğunuz yere göre değişir. Büyük daire hesabına göre İstanbul’dan kıble yaklaşık 152 derecededir ve Kâbe yaklaşık 2.400 kilometre uzaktadır. Ankara’da açı yaklaşık 160, Trabzon’da yaklaşık 180 derecedir; doğuya gidildikçe kıble güneye, Van çevresinde ise güneyin biraz batısına, yaklaşık 190 dereceye kayar.
Telefon pusulaları, Diyanet’in yayımladığı kıble bulma araçları ve çevrimiçi kıble haritaları bulunduğunuz konumdan Kâbe’ye olan açıyı verir. Manyetik pusula yakındaki metal cisimlerden etkilenebildiği için iki yöntemi karşılaştırmak ya da bir caminin mihrabına bakmak daha güvenlidir.
Müslümanlar Hicret’ten sonra bir süre Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya yönelerek namaz kıldı; kıble, Medine’de inen âyetle Kâbe’ye çevrildi (el-Bakara 2/144). Bu yüzden Mescid-i Aksâ ilk kıble, Kâbe ise kalıcı kıble olarak anılır.
Türkiye’den Kâbe’yi görmenin yolu, Mekke’ye düzenlenen umre ve hac organizasyonlarıdır. Umre yıl boyunca yapılabilir; hac ise hicrî takvimin Zilhicce ayındaki belirli günlerde yapılır. Kâbe’yi ziyaret etmek isteyenlerin çoğu, yolculuğu ve konaklamayı birlikte planlayan bir umre programını tercih eder. Pasaport, vize ve sağlık belgeleri gibi şartlar zamanla değiştiği için güncel bilgiyi acentenizden ve resmî kaynaklardan teyit etmeniz gerekir.
Uçuşlar çoğunlukla Cidde’deki Kral Abdülaziz Havalimanı’na ya da Medine’deki Prens Muhammed bin Abdülaziz Havalimanı’na iner. Cidde’den Mekke’ye karayoluyla yaklaşık bir ila bir buçuk saatte ulaşılır. Programın kaç gün süreceğini umre kaç gün sürer rehberimizde ayrıca anlattık.
Kâbe Mekke’dedir; Medine’de değildir. Medine’de Hz. Peygamber’in kabrinin bulunduğu Mescid-i Nebevî yer alır ve iki şehir arası karayoluyla yaklaşık 400-450 kilometredir. Çoğu program iki şehri de kapsar; Medine’deki mescidi Mescid-i Nebevî rehberimizde ayrıca anlattık.
Kâbe, sözlükte “dört köşeli, küp biçimli nesne” anlamına gelen ka’b kökünden türemiştir. Kur’an-ı Kerîm’de adı iki kez geçer (el-Mâide 5/95, 97). Bunun yanında Beyt, Beytullah, el-Beytü’l-atîk ve el-Beytü’l-harâm gibi çeşitli adlarla anılır; halk arasında en yaygın kullanım Kâbe-i Muazzama’dır.
Kâbe’nin İslam’daki yeri dört başlıkta özetlenebilir:
Kâbe’nin içinde bulunanları Kâbe’nin içinde ne var yazımızda, tavaf sırasında namaz kıldıran imamları ise Kâbe imamları sayfamızda anlattık.
Kâbe’nin ilk kez kim tarafından yapıldığı konusunda ihtilâf vardır. Kur’an yalnızca Hz. İbrâhim ile oğlu Hz. İsmâil’in evin temellerini yükselttiğini bildirir (el-Bakara 2/127). TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre âyetlerden Kâbe’nin Hz. İbrâhim’den önce de var olduğu, yıkılıp yerinin kaybolduğu ve İbrâhim tarafından bulunarak yeniden yapıldığı anlaşılır.
Bazı kaynaklarda ilk yapıcı olarak Hz. Âdem, oğlu Şît, hatta onlardan önce melekler anılır. TDV, bu rivayetlerin birçoğunun İsrâiliyat kaynaklı olduğunu, mübalağa ve efsane unsurları taşıdığını, bir kısmının ise sembolik anlam içerdiğini belirtir. Kur’an’da Hz. İbrâhim’den önceki yapıcıya dair bilgi yoktur; bu yüzden anlatımlar rivayet olarak kaydedilir, kesin tarih bilgisi gibi sunulmaz.
Ezrakî’nin rivayetine göre İbrâhim ile İsmâil’in yaptığı binanın duvarları harçsız, üst üste konulmuş taşlarla örülmüştü. Yüksekliği 9 zirâ olan yapının üzeri açıktı ve biri bugünkü kapının yerinde, diğeri karşısında iki kapısı vardı. İnanışa göre Makām-ı İbrâhim denilen büyük taş, Hz. İbrâhim’in insanları hacca davet etmek için üzerine çıktığı taştır.
Hz. İbrâhim’den sonra Kâbe’nin kaç kez yeniden yapıldığı da ihtilâflıdır. Genel kabul gören görüş, Amâlika, Cürhüm ve Hz. Peygamber’in atalarından Kusay b. Kilâb tarafından üç kez inşa edildiği yönündedir. Kusay, o güne kadar damı bulunmayan yapının üzerini hurma dallarıyla örtmüştür.
TDV’ye göre Kâbe’yi ziyaret, Hz. İbrâhim zamanından putperestliğin yayılışına kadar tevhid esaslarına uygun sürdü. Mekke müşrikleri Kâbe’nin çevresine çok sayıda put dikip burayı puthâneye çevirdi, ancak Kâbe’yi hiçbir zaman bu putlara nisbet etmeyip Beytullah olarak gördü. Hz. İbrâhim’in dinine bağlı Hanîfler ise ziyareti putperest anlayışın dışında sürdürdü. 630’da Mekke’nin fethiyle Kâbe Müslümanların denetimine geçti ve putlar kaldırıldı.
Kâbe, Hz. Muhammed’in peygamberliğinden önce, 605 yılında Kureyş tarafından yeniden inşa edildi. Kureyşliler duvarları bir sıra taştan sonra ahşap hatıl koyarak ördü, yüksekliği 9 arşından 18 arşına çıkardı; içeriye bir merdiven, damın kuzeybatı kenarına da yağmur suyunu Hicr’e akıtan bir oluk yerleştirdi. Taktıkları kapı tek kanatlıydı.
Hacerülesved’i yerine kimin koyacağı konusunda kabileler arasında çatışma çıkma tehlikesi doğdu. Siyer kaynaklarına göre bu mesele, o sırada otuz beş yaşlarındaki Hz. Muhammed’in hakemliğiyle çözüldü: taşı bir örtünün üzerine koydu, her kabileden bir kişinin örtünün ucundan tutup kaldırmasını sağladı ve taşı kendi eliyle yerine yerleştirdi. TDV, bu inşa sırasında Hz. Muhammed’in amcası Abbas ile birlikte taş taşıdığını da kaydeder.
Aşağıdaki tablo, Kâbe’nin başlıca yeniden inşa ve onarım aşamalarını kaynaklarıyla birlikte sıralar. Hicrî yıllar parantez içinde miladî karşılığıyla verilmiş, yılı kesin olmayan dönemler “belirsiz” diye işaretlenmiştir:
| Dönem | Kim | Ne yapıldı |
|---|---|---|
| Tarihi belirsiz | Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil | Evin temelleri yükseltildi; duvarlar harçsız taşlarla örüldü (el-Bakara 2/127) |
| İslâm öncesi, yıl belirsiz | Amâlika, Cürhüm, Kusay b. Kilâb | Yeniden yapıldığı görüşü genel kabul görür; Kusay yapıyı hurma dallarıyla örttü |
| 605 | Kureyş | Yükseklik 9 arşından 18 arşına çıkarıldı; Hacerülesved hakemlikle yerine konuldu |
| 64 (683-684) | Abdullah b. Zübeyr | Kuşatmada tahrip olan yapı Hz. İbrâhim’in temelleri esas alınarak yeniden yapıldı; Hicr binaya katıldı |
| 73 (692-693) | Haccâc b. Yûsuf | Hatîm yeniden binadan ayrıldı, kapı yükseltildi (TDV’ye göre tadilat) |
| 1612 | I. Ahmed dönemi | Duvarlar demir kuşaklarla takviye edildi, çatı ve oluk yenilendi |
| 1039-1040 (1630-1631) | IV. Murad dönemi | Sel sonrası Hacerülesved köşesi hariç duvarlar temelden yeniden yapıldı |
| 1996 | Suudi Arabistan yönetimi | Taşlar numaralanarak sökülüp onarıldı; direkler ve zemin elden geçirildi |
Halifeliğini ilân eden Abdullah b. Zübeyr, Mekke’yi kuşatan Emevî ordusunun mancınıkla attığı taşlar ve çıkan yangın yüzünden Kâbe’nin tamamen tahrip olmasının ardından kalan duvarları yıktırdı. Binayı Hz. İbrâhim’in temellerini esas alarak yeniden yaptı; Hicr’i binaya dahil etti, yüksekliği 27 arşına çıkardı, çift kanatlı iki kapı koydu.
Mekke’yi alan Haccâc b. Yûsuf, Halife Abdülmelik b. Mervân’ın onayıyla kuzeydoğu ve güneybatı duvarlarını Kureyş’in temeline geri çekti, Hatîm’i yeniden binadan ayırdı. TDV bunu yeniden inşa değil tadilat sayar; bazı anlatımlarda ise Haccâc’ın Kâbe’yi yıkıp Kureyş temelleri üzerine yeniden yaptığı söylenir. Ortak sonuç, bugünkü planın Kureyş dönemine dayanmasıdır.
XVI. yüzyılın sonlarında kuzeybatı duvarında tehlikeli çatlaklar oluştu. I. Ahmed döneminde, 1612’de yapılan tamirde duvarlar İstanbul’da hazırlanan altın ve gümüş süslü demir kuşaklarla takviye edildi, çatı ve yağmur oluğu yenilendi. 1630’da Mekke’yi vuran sel, Kâbe duvarlarının yarısına kadar yükseldi; kuzeybatı duvarı tamamen, kuzeydoğu duvarı kapıya kadar yıkıldı. Diyanet’in Kur’an Ansiklopedisi sel tarihini 3 Nisan 1630 olarak verir.
IV. Murad, Mısır’dan Mimar Rıdvan Ağa ile Medine Kadısı Mehmed Efendi’yi görevlendirdi. Yaklaşık altı buçuk ay süren ve Temmuz 1631’de tamamlanan çalışmada Hacerülesved köşesi dışındaki bütün duvarlar taş taş sökülerek aslına dokunulmadan yeniden yapıldı. Kâbe’nin bugünkü duvarlarının esası bu inşaya dayanır.
Suudi yönetimi döneminde yapılan en kapsamlı onarım 1996’da gerçekleşti. Çalışmada taşlar numaralanarak sökülüp özgün yerlerine konacak biçimde onarıldı, direkler ve zemin elden geçirildi. Kâbe’nin iç mekânına dair onarımlar, o konuya ayrılmış içi anlatan rehberimizde yer alır.
Umre yolculuğunuzla ilgili sorularınızı RK Turizm ekibine iletebilirsiniz; programlar hakkında bilgi verelim.
📞 0212 706 17 06WhatsApp’tan YazKâbe’nin dört köşesine rükn denir. Doğu köşesi Rüknülhacerülesved, güney köşe Rüknülyemânî, batı köşe Rüknülgarbî, kuzey köşe Rüknülırâkī olarak adlandırılır; bazı kaynaklarda batı ya da kuzey köşeye Rüknüşşâmî de denir. Köşelerin yön tarifleri küçük sapmalar yüzünden kaynaklarda değişebilir. Dış mekândaki başlıca bölümler şunlardır:
Hacerülesved tavafın başlangıç ve bitiş noktasını belirler; her şavt bu taşın hizasında başlar. Mültezem, Hacerülesved ile Kâbe kapısı arasında kalan ve duanın kabul edildiğine inanılan 2 metrelik bölümdür. Kalabalık nedeniyle bu bölüme her zaman ulaşılamayabilir; ibadet bu yüzden zorunlu tutulmaz.
Hatîm, bir zamanlar Kâbe’nin parçası olan ve bugün beyaz mermerle çevrili yarım daire alandır; yüksekliği 1,31 metredir. Hatîm’in duvarı Kâbe’ye bitişik değildir; kuzeybatı duvarının önünde, iki ucu köşelerden yaklaşık 2 metre mesafede durur. Damdaki yağmur suyunu Hicr’e akıtan oluk, Osmanlı döneminde yenilenmiş ve altın süslemeli hale getirilmiştir. Kâbe’nin dört duvarı siyah renkli kisve ile örtülür; kapının ise özenle işlenmiş ayrı bir örtüsü vardır. Kisvenin Câhiliye döneminden beri örtüldüğü bilinir, ilk kimin yaptırdığı konusunda ise rivayetler farklıdır.
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Kâbe dıştan dışa 10,70 × 12 metre ölçüsünde ve 15 metre yüksekliğinde, duvarları 1,25 metre kalınlıktadır; yapı yaklaşık 1,5 metre genişliğindeki temeller üzerine kurulmuştur. Bazı kaynaklar yüksekliği yaklaşık 13 metre olarak verir. Bu fark ölçüm noktasından ve kaynaktan doğar; “Kâbe kaç metre” sorusunun cevabı bu nedenle 13 ile 15 metre arasında verilir. Kenar uzunlukları eşit olmadığı için yapı tam bir küp değildir.
Duvarlar Mekke’nin çevresindeki dağlardan getirilen bazalt parçalarıyla yapılmıştır; bazı kaynaklar taşı granit olarak adlandırır. Dış yüzlerde değişik boyutlarda 1614 taş bulunur. Temeller tavaf alanı yüzeyinden 22-27 santimetre yukarı çıkar, duvarların alt kısmı 45 derece meyilli mermer levhalarla kaplanır. Şâzervân denilen bu kısma kisveyi tutturmak için bakır halkalar yerleştirilmiştir.
Kâbe’nin kapısı kuzeydoğu duvarında, Hacerülesved’e 2 metre mesafede ve yerden 1,92 metre yüksektedir. İçeride mermer döşeli bir taban, üç ağaç direk ve duvarlarda onarımları anlatan kitâbeler bulunur. İçerisini ve içeride yapılan ibadeti Kâbe’nin içi rehberimizde ayrıntılı anlattık.
Hac ve umrede Hacerülesved hizasından başlayarak Kâbe’nin etrafında, Kâbe sol tarafta kalacak biçimde yedi kez dönülür. Her dönüşe şavt, bu ibadete tavaf, tavafın yapıldığı alana ise mataf denir. Tavafın hükmü, yapılışı ve duaları için tavaf nedir rehberimize, ardından gelen Safâ ile Merve arasındaki yürüyüş için sa’y nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Tavaf sırasında Kâbe her zaman tavaf edenin sol tarafında kalır; bu yüzden dönüş saat yönünün tersinedir. Mataf, yılın yoğun dönemlerinde çok kalabalıklaşabilir. Kalabalıkta şavt sayısını karıştırmamak ve gruptan ayrılmamak için kafile rehberinin anlatımını önceden dinlemek, ilk kez gidenlerin en çok yararlandığı hazırlıklardandır. Her şavt Hacerülesved hizasında başlayıp aynı noktada biter; yedi şavtın tamamlanması için bu noktayı saymak yeterlidir.
Kâbe’yi yakından görmek ve tavaf etmek isteyenler için en yaygın yol, program içeriği, konaklama ve ulaşımın birlikte planlandığı umre turlarıdır. Yolculuğa çıkmadan önce ihrama girilecek yer ve ibadet sırası hakkında kafile rehberinden bilgi almak, ibadeti daha bilinçli yaşamayı kolaylaştırır.